Ana Sayfa
Maden'in Tarihi
Evrende, henüz insan için tamamlanmış bir düzen yokken kutsanmış Erganimadeni Hinterlandı… Cennetten geldiğine inanılan nehirlerden Dicle (Tigris) bu coğrafyanın merkezi olan Maden’de doğmuş ve Bereketli Hilal boyunca medeniyetin tohumlarını yeşertmiştir. 
 
Amerikalı bilim adamı ve arkeolog James Nery Breasted tarafından ortadoğu ve batı uygarlıklarının doğduğu yer olarak tanımı yapılan Bereketli Hilal bölgesinin merkezinde de Erganimadeni Hinterlandı yer almaktadır. 
 
Karacadağ’ın lavlarıyla oluşan zengin taş ve maden kaynakları, tabiatın zor koşulları karşısında yaşamaya çalışan insanoğlu için taş devri ve ilerleyen dönemlerde önemli aletlerle tanışmasını sağlamıştır.
 
Musevilik ve Hıristiyanlık inancında Hz. Adem ve Havva’nın yeryüzüne indirildiğine inanılan bu bölge, insanoğlunun varoluş sürecinden bugüne kadar geçen dönemde, en anlamlı hadiselerin yaşandığı ve medeniyetin tanımlanmasında sıkça kullanılan birçok olgunun ilk kez ortaya çıktığı yer olarakta kabul görmektedir. 
 
İlk dönemlerde Erganimadeni Hinterlandı’nda yapılan aletlere işlenen çizimler sanatı, bu aletlerin diğer aletlerle değiştirilmesi ticareti, değişik aletlerin üretilmesi isimlendirme ve dil zenginliği gibi birçok medeniyet unsurunu bu coğrafyada doğurmuştur.
 
Bu kadim coğrafyanın merkezi olan Maden’de ki (Amadani) medeniyet olguları, insanoğlunun daha zengin merkezleri arama istekleriyle birlikte Bereketli Hilal’in uçları doğrultusunda bir güzergah izlemiş ve dünya coğrafyasının doğu ve batı şeklinde ifade edilmesini sağlamıştır.
 
Mihrap Dağı ve komşu bölgelerin sahip olduğu zengin maden kaynaklarının tanınışıyla beraber Erganimadeni Hinterlandı, yüzyıllar boyu birçok kavmin ele geçirme hedefiyle bağlantılı olarak sürekli istilalara uğramış ve el değiştirmiştir. 
 
Engebeli yapının sık olduğu bu dağlık coğrafyada yüzyıllar boyunca kalıcı yerleşkeler kurulamamıştır. Ancak Maden’in yaklaşık olarak 15 km kuzey doğusunda bulunan Çayönü mevkiinde M.Ö. 7250 yıllarına ait yerleşik yaşamın izleri bulunmuştur. İşlenmiş taş tabakalarıyla birlikte bakır eşyaların ortaya çıktığı Hilar Mağaraları ile Gezin Höyüğü'nde bulunan Neolitik Çağ ve Kalkolitik (Bakır) Çağ'a ait kalıntılar; yüzyıllar boyu insanların madencilik faaliyetlerini yapıp düzlük bölgelerde iskan ettiklerini ortaya çıkartmaktadır. Karbon-14 testleriyle yapılan araştırmalara göre Erganimadeni Hinterlandı'nın tespit edilebilen 10.000 yıllık bir yerleşik yaşam geçmişinin olduğunu tespit edilmiştir.
 
Hinterland’ın merkezi olan Maden toprakları mevcut verilere göre; M.Ö. 7200’lerde avcılıktan yerleşik düzene geçen ilk insanların; M.Ö. 4500’lerde Sümerlerin,  M.Ö. 3000'lerde Hurrilerin, M.Ö. 2750'ye doğru Sümer-Akkad İmparatorluğunun, M.Ö. 1250'de Hurri-Mitanni Krallıklarını yıkan Asurluların daha sonrada Makedonya egemenliğinin sınırları içerisinde yer aldı. İskenderin ölümünden sonra Selovkoslar, Partlar ve Romalılar arasında el değiştirmiştir. Sonraki dönemlerde Araplarla Bizanslılar arasında bir çok kez el değiştiren yöre M.S. 1240'ta Anadolu Selçukluları'nın yönetimine girdi. Anadolu Selçukluları'nın çöküşünden sonrada bundan istifade eden Timur, 1402 yılında Yıldırım Bayezid ile yaptığı Ankara Savaşını kazanarak Anadolu'yu yönetimine aldı. Aldığı toprakları da kendisine sığınan Anadolu beyliklerine geri verdi. Anadolu seferinde kendisine öncülük eden Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey'e de bu hizmetine karşılık Diyarbakır ve civar bölgesini verdi. Kutlu Bey'in oğlu Kara Yüllük Osman Bey'de Timur'un izniyle Diyarbakır'da Beyliğini ilan etti(1402). Böylece Maden toprakları da 1402-1507 yılları arasında Akkoyunlu Devleti'nin sınırları içerisinde yer aldı. 16. Yüzyılın başlarında ise Akkoyunlu Devletine son veren Safevi Hükümdarı Şah İsmail, 1507 yılında Akkoyunlu Hükümdarı Musullu Emir Bey'den Diyarbakır'ı teslim aldıysa da bölgede muktedir olamadı. 
 
1514'te Çaldıran Savaşını kaybetmesiyle de bölgeyi Osmanlı Devletine terk etti. 24 Ağustos 1514 tarihinde Çaldıran Savaşı'yla Şah İsmail'i yenilgiye uğratan Yavuz Sultan Selim, 1515'de halk arasında Fatih Paşa olarak anılan Bıyıklı Mehmed Paşa'yı bölgenin fethine göndermiş ve başta Diyarbakır ve Harput olmak üzere Maden topraklarını da Osmanlı sınırlarına katmıştır. 
 
İlk dönemlerden itibaren Erganimadeni Hinterlandı'nın merkezi sayılan Maden de, Osmanlı egemenliğine kadar büyük ölçekli şehirleşme gerçekleşmemiş ve daha çok bir maden ocağı şeklinde kullanılmıştır. Mihrap Dağı'nın engebeli olmasının yarattığı yerleşim sıkıntılarına ek olarak zengin maden yatakları yüzünden sürekli saldırıların gerçekleşmesi de bir güvenlik sorunu oluşturmuş ve şehirleşmenin tam olarak gerçekleşmemesinde etkili olmuştur. Hinterlandın düzlüklerinde yaşayan kabileler, işledikleri bakırı/altını elde ettikten sonra geri dönmeyi tercih etmişlerdir. Bu dönemlere kadar Amadani (Erganimadeni) olarak bilinen ve Mihrap Dağı'nın sarp eteklerinde yer alan Maden'de şehirleşme ancak Osmanlı egemenliğinden sonra Arpameydanı olarak bilinen yerin kuzeybatısında başlamıştır.
 
Tarih sürecinde yer alan önemli imparatorlukların zenginlik kaynağı ve darphanesi olan Maden, Osmanlı idaresinde de bu misyonunu sürdürmüştür ve Osmanlı yönetiminin de özel ilgisini gören merkezlerden biri olmuştur. 

Osmanlı Döneminden Bir Anekdot
:
 
 
"Bu yeryüzü cennetini dedelerimize borçluyduk. Biryüzyıl önce dedemizin dedesi, Şadinan aşireti reisinin oğlu Maden'i yönetmek üzere görevlendirilmişti. Yalnızca beylere ya da derin bilgili insanlara verilen efendi unvanını almış ve kasabanın yöneticisi olmuştu. Geldiğinde Maden'i tam bir yıkıntı içinde bulmuştu. Antik çağda, Hitit, Asur, Med, Pers, Selçuk ve diğer imparatorluklar döneminde öylesine refah içinde olan bu kent üç bin kişilik küçük bir kasabadan başka bir şey değildi artık. Çözülecek en acil sorun, yüzyıllar boyunca işletilmeyen bakır madenlerini işlerliğe sokmaktı. Dedemiz Maden çevresinden ve Kürdistan'ın öteki uzak kentlerinden işçiler ve uzmanlar aramış ama boşuna... 
 
Beyliklerin, katı direnişlerle karşıladıkları Moğol ve Türk istilaları, Bizanslıların ve ardından Osmanlıların Kürdistan'a yönelik işgalci seferleri, ülkenin yıkımına, nüfusunun azalmasına ve gerilemesine neden olmuştu.
 
M.Ö. 13. yüzyılda kurulan Trabzon'dan Sinop kolonisi kökenli, bakır işinde uzman, varlıklı Rum ailelerin, bu zengin yatakları işletmek üzere göçetmeye hazır olduklarını öğrenir. Göçmenler arasında, bakır uzmanları dışında, mimarlar ve inşaatçılar, yol ve köprü işçileri, terziler ve ayakkabıcılar da bulunmaktaymış. Hemen Maden'in klasik biçiminde (düz damlı, çıkıntılı bir alınlıkla), iki ya da üç katlı, yeşilimsi mermer döşeli sağlam taş evler inşa etmişler kendilerine. İbrahim Efendi resmi binalar, okullar, yollar ve köprüler inşa ettirmek için kitleler halinde komşu kasabalardan gelen Kürtlerin bilgilerinden ve ustalıklarından yararlanmış.
 
1792 yılında bakır, devlete ödenen vergi karşılığında, özel kuruluşlar tarafından çıkarılır, eritilir ve satılırmış. Birkaç yıl içinde Maden binlerce ton saf bakır satmış ve büyüdükçe de büyümüş. Yüksek bir ekonomik ve kültürel yaşama kavuşan nüfusu, kısa zamanda kırk bini bulmuş. Şairleri, düşünürleri, müzisyenleri ve terzileriyle Maden ünlü bir kentmiş. Hamamlarının temizliği, eskiden kıraç olan çevre dağları saran üzüm bağları ve meyve bahçeleri turistleri ve yolcuları cezbediyormuş.
 
Ama dedemin dedesinin parlak başarısı kimilerini kıskandırır; hemen Babıâli'yi uyarırlar. 1830 yılında İbrahim Efendi'den İstanbul'a gitmesi istenir. Halk arasında çok sevildiği için o zaman görevinden ayrılmayı reddeder. Yetkililer ona karşı bir ferman ilan ederler, mal varlıklarına el koyarlar ve ailesini tehdit ederler. Toplarla donanmış on bin kişilik bir ordu Maden'i çevirir.
 
Dedemiz, inşa ettiklerinin yıkılmasını engellemek için Maden'i terk eder ve Sultan Mahmut'un askerlerini oyuna getirmeyi başarır. Derviş kılığına girer ve Yemen'e gider, orada yalnız ve tanınmadan ölür.
 
Yaratıları terkedilmemiştir. Maden'de kalan karısı, onun gidişinden iki ay sonra bir çocuk doğurur. Adı Mustafa'dır. Onu da dedesi büyütecektir. Yürekli ve zeki Mustafa, İbrahim Efendi tarafından başlatılan işi ele alır, zengin olur ve yavaş yavaş babasının mallarını yeniden satın alır. Neredeyse bir efsane kahramanı gibi olur. Doğuştan yaratıcı biridir ve üstelik bakır eritmek üzere yeni bir yöntem de bulur. Dev gibi fesinin içinde iki kafası olduğu söylenir... 
 
Dedem İbrahim'e (Mustafa'nın oğlu) gelince, o da Maden'in valisi olur, tam bir efendidir. Yalnızca Fransa'dan getirttiği kravatlar ve kol düğmeleri takar ve babama özel öğretmen tutar. Dedem iyi bir yönetici olmakla yetinmez, silah sanatındaki bilgisini de geliştirir ve binicilik alanında iyi bir ün yapar. Maden'deki Kürt, Rum, Ermeni ve Türk topluluklarını uyum ve huzur içinde yaşatmayı başarır." (7)
 
Osmanlının yükselme döneminde, bakır cevherinden hızla yararlanabilmek içinde, Maden Emirleri denetimindeki madenciler, mevcut yerleşkelere iskan ettirilmişlerdir. Tazminat dönemine kadar bir küçük bir köy ve bakır/altın ocağı özelliği taşıyan Maden, bu döneme kadar Maden Emini denilen, Anadolu ve Rumeli'de işletilen madenlerin yönetiminden sorumlu kişilerce yönetilmiştir. İstanbul Darphane Emini tarafından atanan Maden Eminleri, genellikle emekliye ayrılmış sipahi veya sipahizadelerden, bakır ve gümüş madenlerinden anlayanlar arasından seçilirdi. Bunlar görevlendirildikleri madenin işletilmesinden, elde edilen cevherin darphanelere, tophanelere gönderilmesinden veya cevher atıklarının verilen emirlere göre satışlarından sorumlu idiler. Madenlerde çalışanların kendi aralarında çıkan davaları da Maden Eminleri görürdü. Maden Eminleri Tanzimat Dönemi'ne kadar devam etmiş, bu tarihten sonra madenlerin denetiminde yeni düzenlemeler getirilmiştir. 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile devlet idaresindeki köklü değişikliklere paralel olarak madenlerin denetimindeki yeni düzenlemeler, Maden'de de yeni bir dönemin sayfasını açmıştır. Yapılan düzenlemeler mevcut iskanı genişletmiş, nüfusu artırmış ve Maden'i sosyo-kültürel hayatı ve ekonomisi canlı bir kent haline getirmiştir. Bu gelişmelere paralel olarak, Osmanlı'da ilk olarak 1854 yılında saltanatın başkenti İstanbul'da kurulan Belediye Teşkilatı (Galata 6. Daire), aynı yıl Maden'de de kurulmuştur. (Bknz. Maden Belediye Tarihi)
 
Diyarbekir vilayeti merkez sancağına bağlı bir kaza merkezi haline getirilen Maden (Erganimadeni, Ergani, Ergene), 1883 yılına kadar da Kaymakamlar tarafından yönetilmiştir. Gelişimini hızla devam ettiren Maden, 1883 yılında ise Diyarbekir vilayetine bağlı ve sınırları Urfa'dan, Erzurum'a kadar uzanan bir Sancak Merkezi olmuş ve Cumhuriyet'e kadar da Mutasarrıflarca yönetilmiştir. (Bknz. Erganimadeni Mutassarrıfları)
 
Cumhuriyetin ilanından sonra ise Mart 1924'de yapılan idari yapılanmada genel valilikler kaldırılarak bütün sancaklara vilayet adı verilmiştir. Dolayısıyla Maden (Erganimadeni), vilayet halini almış ve valilerce yönetilmiştir. Cumhuriyet dönemi yazışmalarında Erganimadeni vilayetinin adı Ergene, Ergani, E.Madeni şeklinde değişkenlik arz etmiştir.
 
  
Görüntü: 1925 yılı Türkiye Cumhuriyeti Siyasi Haritası 
 
1920 yılında açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk döneminde Maden’i temsilen 6 milletvekili, ikinci dönemde ise 3 milletvekili temsil etmiştir. (Bknz. Maden Milletvekilleri)
 
Cumhuriyet sonrası dönemde 1923 yılında Maden'e mutassarrıf olarak atanan Ali Server bey (SUNER) Mart 1924'te Maden Sancağı'nın vilayet olmasıyla, Maden ilinin ilk valisi olmuştur. Her ne kadar 1925 yılı başlarında Maden İli'nin Piran Nahiyesi'nde vukuu bulan Şeyh Said Ayaklanması esnasında görevini bırakıp Maden'i terk etmişse de resmi kayıtlarda görevini Aralık 1925'e kadar sürdürdüğü görülmektedir. Daha sonra bu göreve Ahmet Rifat VONA atanmıştır ve 1927 yılı sonuna kadar valilik görevini sürdürmüştür. Ahmet Rıfat VONA, Maden İli'nin ikinci ve son valisidir. (Bknz. E.Madeni (Maden) Valileri)
 
 
 
Şeyh Said Ayaklanması’ndan sonra alınan güvenlik önlemleri kapsamında 30 Mayıs 1926 tarih ve 877 sayılı Kanun ile Maden'in vilayet statüsü düşürülmüş; merkezi Maden adıyla Elaziz vilayetine ilçeleri de Diyarbekir, Elaziz, Malatya ve Genç illerine dağıtılmıştır. İlgili Kanunda şu gerekçe yer almaktadır: “Bu Vilâyet Diyarbekir, Elâziz vilâyetleri arasında sıkışmış küçük bir sahada müteşekkül ve nüfusu 80.000 küsurdur. Gerek mesahai sathiyesine ve gerekse nüfusla malî ve mahallî varidatına nazaran vilâyet evsafını bir veçhile haiz olmamasına mebni İlgası muvafık görülmüş ve cetvelde muharrer suretle civar vilâyetlere taksim olunmuştur.”

 
1927 yılından itibaren, kaymakamlarca yönetilen Maden'de 35 kaymakam görev yapmıştır. (Bknz. Maden Kaymakamları)

1995 yılında Erganimadeni Hinterlandının önemli krom yataklarının bulunduğu ve Maden'e bağlı olan Guleman Beldesi, Alacakaya adıyla ilçe statüsüne kavuşmuş ve Maden’den ayrılmıştır. 
 
1995 yılında ekonomik ve verimli çalışılmadığı gerekçesiyle Maden’in en önemli tesisi olan Maden Ergani Bakır İşletmesi kapatılmıştır. Tesisin kapatılmasıyla birlikte 1 yıl içerisinde %35 civarında göç yaşanmıştır. Söz konusu tesis aynı yıl Ber-Oner A.Ş.ye 10 yıllığına kiralanmıştır. 10 yıllık süreçte şirket tarafından yüksek karlılık elde edildikten sonra, 2007 yılında tesis önce 5 milyon liraya (yapılan itirazlar üzerine) daha sonrada 23 milyon $ karşılığında Yıldızlar Holding’e (Eti Gümüş A.Ş.) mülkiyet esaslı olarak satılmıştır.

6 Aralık 2012 tarih ve 6360 sayılı Kanun kapsamında 2013 yılı kışında yapılan Adrese Dayalı Nüfus verileri baz alınarak Maden'e bağlı tek Belde olan Gezin'in İdari statüsü Köy'e dönüştürülmesi öngörülmüş ve 30 Mart 2014 tarihi itibariyle de Gezin Belediyesi'nin tüzel yapısı sonlandırılmış ve Gezin köye dönüitürülmüştür. 

Günümüzde saflaştırma yapılmadan, topraktan çıkartılan cevher, ham halde ihraç ederek işletilen yeraltı kaynakları, istihdamı giderek küçültmekte ve dışa göçü devam ettirmektedir. 
 
Yazan
K. E. ORUÇ


Kaynaklar
1- Geçmişten Günümüze Bakır Maden, Lütfi Ergene - Maden 1995
2- Osmanlı Salnameleri 1895-1905
3- Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Resmi Sitesi www.devletarsivleri.gov.tr 
4- Bereketli Hilal Tanımı (Fertile Crescent),James Nery Breasted,Uni. of Shicago, 1906 
5- Elazığ/Gezin Höyüğü Kral Yolu Üzerindeki Bir Yerleşim Yeri, Bülent Demir, Arkeolog, 2011
6- TBMM Zabıt Cerideleri -30 Mayıs 1926 tarih ve 877 sayılı Kanun
 
 
7- Bütün Yönleriyle Bakır Maden İlçesi - Necip Güngör Kısaparmak
8- Ma vie de kurde, 
Dr. Nureddin Zaza, syf. 20-22, Lausanne, France-1982
9- TBMM Albümü1920-1950, I. Cilt
10-Mülkiye Tarihi, sayfa: 1072, 1448

 




Paylaş
Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 46

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3253339

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006