Ana Sayfa
Külden Eşek Masalı
 KÜLDEN EŞEK

Çocukluğumun kırık dökük unutamadığım masallarından biridir Külden Eşek. Bu masalı kendilerinden dinlediğim insanlardan derlemeyi çok isterdim. Ama bu masalı derleyebileceğim yıllarda bu tür bir değerin farkında değildim. Sonrasında ise bu masalı hatırlayan birilerine ulaşmak için çok çabaladım ancak başaramadım daha doğrusu çok geç kaldım. En nihayetinde internet sözlüğü WIKIPEDIA'dan bu masalı buldum. Wikipedia'da bulduğum Külden Eşek masalı çocukluğumda dinlediğim masalın çok ama çok benzeri. Bu masalı burada yayınlamadan önce bazı çocukluk arakadaşlarıma gönderdim ve kendilerinin benimle aynı kanaatte oldukları teyidini aldım.

Şimdi bu masalı geceleri yatmadan önce kendi oğluma çocukluğumda köydeki evimizin kilerinde (Buno Çey) bulunan şöminenin (Adreja) sıcaklığını hissederek anlatıyorum. Dinlerken o kadar meraklı gözlerle bakıyor ki bana Runik dağı eteklerindeki o ev(ler)de ateş etrafında masal dinlediğimiz günler geliyor aklıma.

Ben unutmadım eminim ki oğlumda unutmayacak.

Külden Eşek masalını Wikipedia'ya aktaran kişi veya kişilere teşekkürü bir borç bilirim.


Eyüp Özbay
İstanbul


KÜLDEN EŞEK MASALI

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde develer tellah iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bir varmış, bir yokmuş. Allah'ın kulu çokmuş; çok söylemesi günahmış.

Memleketin birinde üç kız arkadaş varmış. Bunlar bir gün ormana yakacak toplamaya gitmişler. Yolda kızlardan birisi osurmuş. Herkes bunu birbirinin üzerine atmış. Hepsi de kendisinin yapmadığına dair yemin etmiş. Sonunda bu kızlardan birinin üzerine kalmış. Bu kıza 'sen bizimle gelemezsin' demişler ve kızı yanlarından kovmuşlar. Kız da evine dönüp olanları anasına anlatmış ve anasına:

-Ana benim hiç kardeşim var mı?

Anası:
-''Var, üç tane kardeşin var. Fakat filan yerde avlanıyorlar.'' Demiş.

Kız:
-''Ben kardeşlerimin yanına gitmek istiyorum'' deyince

Anası da:
-''O zaman ben sana külden bir eşek yapayım da git: yalnız gideceğin yere kadar ço ço.. diyeceksin, yolda hiç çüş demiyeceksin'', der.

Kız yolda giderken anasının dediklerini unutur ve çüş der. Bunun üstüne eşek toz olup savrulmuş. Kız geri dönüp eve gelmiş ve anası tekrardan bir külden eşek daha yapmış. Yine giderken çüş dememesi için tenbihlemiş. Bu defa kız hiç çüş demeden kardeşlerinin avlandığı kulubeye ulaşmış. Fakat kız hemen işe koyulup kardeşleri gelmeden bütün işleri yapmış. Kardeşleri akşam dönünce şaşırmışlar. Kız ortaya çıkarak kendini kardeşlerine tanıtmış ve kardeşleri de buna çok sevinmiş. Çünkü adı Eşefatma (Ayşe Fatma) olan bu kardeşlerini uzun süre görmemişler.

Eşefatma'ya dönerek:
-Sen sürekli burada kal, ev işlerini yaparsın, demişler.

Kızda bunu kabul etmiş. Bir gün yine evi süpürürken bir üzüm tanesi bulmuş. Önce takaya atmış, üzün durmamış, sonra dışarı atmış üzüm gitmemiş, baraz(Küçük köpek)'ı çağırmış gelmemiş, o da çaresiz ağzına atmış ve yutmuş.

Baraz daha sonra gelince:
-Az evvel beni niçin çağırmıştın, demiş.

Eşefatma'da
-Bir üzüm buldum. Sana verecektim gelmedin ben de yedim, demiş.

Buna çok kızan Baraz gitmiş bacaya işemiş ve ateşi söndürmüş. Kız ateşsiz kalınca kardeşlerime nasıl yemek yapacağım diye düşünmeye başlamış.

Tam bu sırada Baraz:
-Şu karşıda devin evi var. Orada devin kızı bulgur kaynatıyor, git deve görünmeden kızından ateş al, demiş.

Çaresiz kız devin kızına gitmiş ve bakmış ki gerçekten bulgur kaynatıyor.
-Bacı ben ateşe geldim, demiş.

Devin kızı da ocaktan biraz ateş vererek ayrıca bir çuvalda sabun ve iğne vermiş. Yine kıza dönerek:
-Babam seni görürse öldürür, hemen git yalnız sabunu ve iğneyi yola dökerek git ki babam seni takip ederse yetişemesin, demiş.

Dev uyandığında:
-Hımm burnuma ademoğlu kokusu geliyor, demiş.

Kızı da:
-Ne ademoğlu baba, o koku senin koltuk altından gelirdir, demiş.

Dev:
-Yok bu koku koltuk altı kokusu değil, demiş.

Kız:
-O zaman götün kokardır, demiş.

Dev:
-Bu koku götümün kokusu da değil, der ve kızı iyice sıkıştırır.

Babasından çok korkan kız çaresiz olanları dev babasına anlatmış. Dev hemen yollara düşmüş. Yolda giderken sabundan kayıp düşmüş, iğne ayağına batmış. Sonunda düşe kalka kızın kulubesine varmış. Kız daha önceden kapıyı kitleyip, arkasına dayak vermiş.

Dev gelmiş, kapıyı çalmış ve:

-Eşefatma! Anan geldi, aç kapıyı demiş.

Eşefatma da:
-Benim anamım eli kınalı olur, sen benim anam değilsin, demiş.

Bu sırada dev hemen bir tavşan öldürüp kanını parmağına sürmüş ve tekrar:
-Kızım kapıyı aç, ben senin ananım istersen bak elim de kınalı, demiş.

Kız bakmış ki eli gerçekten kınalı. Biraz ikna olmuş,

Dev tekrar:
-Kızım kapıyı açmayacaksan parmağını uzatki bir yüzük takayım, demiş.

Eşefatma parmağını uzatınca kızın parmağını ısırarak koparmış. Kız oracıkta düşüp kalmış. Akşam kardeşleri eve gelince bakmışlar ki kapı kilitli. Kapıyı çalmışlar, çalmışlar kapıyı açan olmamış. Bacadan inmeye karar vermişler. Önce büyük kardeşe bir ip bağlayıp bacadan sallandırmışlar. Fakat ateşe dayanamayarak:
-Beni hemen çekin yandım, demiş.

Bu sefer ortanca kardeşi sallandırmışlar. O da ısıya dayanamayınca onu da yukarı çekmişler.

Küçük kardeş:
-Beni sallandırın, yansam da ölsem de beni çekmeyin, demiş.

Küçük kardeşi sallandırmışlar ve içeriye indirmişler. Aşağıya inince bakmış ki kız kardeşi baygın yatıyor. Hemen kapıyı açıp diğer kardeşlerini de içeri almış ve Eşefatma'yı ayıltmışlar. Eşefatma başından geçenleri bir bir ağabeylerine anlatmış. Ağabeyleri hemen bocuyu öldürmüşler ve devi de öldürmeye karar vermişler. Önce büyük kardeş devi öldürmek için yollara düşmüş. Yolda bir çobanla karşılaşmış.

Çoban yiğide nereye gittiğini sorduktan sonra demiş ki:
-Şu bir külte ekmeği yer sonra da bir kuşkana sütü içersen devi ancak öldürebilirsin.

Yiğit çobanın dediklerini yiyip içmiş ama bitirmeden kalkmış. Devin kızı birisinin saraylarına doğru geldiğini görünce:

-Baba bir yiğit geliyor ki tozu toprağa katıyor, demiş.

Babası sormuş:
-Şimdi nerede?

Kızı:
-Üzüm bağında demiş.
Dev yine kızına sormuş:

-Üzümü nasıl yiyor?

Kızı da:
Ayıklaya, ayıklaya yiyor, demiş.

Babası:
-Hiç korkma kızım bir şey yapamaz, demiş.

Yiğit devin konağına gelince dev sormuş:
-Halı kilim üstünde mi yoksa at, eşek içinde mi yatarsın? Demiş.

Yiğit de:
-Halı, kilim üstünde, cevabını vermiş.

Akşam olunca yiğit yatmış ve uyuduğu sırada da dev gelmiş onu boğarak öldürmüş.

Abisi dönmeyince ortanca kardeş yola düşmüş ve abisinin başından geçenler onun da başına gelmiş; Dev onu da uyurken öldürmüş.

Ortanca kardeş de gelmeyince çaresiz küçük kardeş yola çıkmış. Çoban yolda buna da rastlamış ve nereye gittiğini sormuş. Çobanın verdiği bir külte ekmeği ve bir kuşkana sütü bitirmiş. Üzüm bağına geldiğinde üzümleri ayıklamadan yemiş. Devin kızı bu yiğidi görünce babasına haber vermiş.

Babası da:
-Şimdi nerede? diye sormuş:

Kızı:
-Çeşmenin yanında, demiş.

Dev:
-Suyu nasıl içiyor, Zabullu zubullu mu yoksa üfleye üfleye mi? demiş.

Kızı da:
-Zabullu Zubullu demiş.

Dev:
-Kızım işte bundan kork, demiş.

Yiğit devin konağına geldiğinde at ve eşek içinde yatmak istemiş ve eşeği de dev gelince anırması için tenbihlemiş. Yatıp uyuyunca dev gelmiş fakat eşek anırdığı için yiğit uyanmış ve kapının arkasına geçerek kılıcını hazırlamış. Dev içeri girdiğinde tek bir kılıçla devi yere sermiş.

Daha sonra devin kızına sormuş:
-Kırk satır mı istersin yoksa kırk katır mı? demiş.

O da:
-Kırk katır demiş.
Devin kızını kırk katıra bağlamışlar, katırlar kızı taştan taşa çalmış. Eşefatma ve küccük ağabeyi annelerini de yanlarına alarak uzun ve mutlu bir ömür sürmüşler




Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 30

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3269679

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006