Ana Sayfa
Atatürk Maden'de


Atatürk'ün Hatıra Defterinden ...

15 Aralık 1916
( Atamızın Maden'i Birinci Ziyareti )


Diyarbakır'dan Ergani Madeni'ne hareket. Yolda beş defa pan ( Oto lastiği patlaması) saat 3.30'dan sonra muvasalat. Gece Maden Dairesinde, Mutassarrıf İzzettin Bey'in akrabası. İzzet Paşa Hazretleriyle mülakat hususunda yaverler vasıtasıyla muhabere. Yarımca'da kararlaştırıldı.

NOT : Burada, bugüne ait bir hatırayı nakletmeden geçemeyeceğim:

Birinci Dünya Harbinde ( 16. Kolordu emrine naklimden evvel ) 36. Alayın 3. Taburunda iken Çanakkale Muharebelerine iştirakim sırasında düşmanın, Anafartalar'da karşılaştığımız ve teçhizatının mükemmelliyetiyle maruf, Lord Kitachener ordusu subaylarından ele geçirilien bir tabaka ile yön tayinine yarayan bir pusulayı Çanakkale hatırası olarak muhafaza etmekteyim.

Bunlardan, ibre kısmından başka kapak içinde de ayrı ve müteharrik taksimatı haiz ve bir cep saati büyüklüğünde olan siyah madeni ve fosforlu pusulayı hala saklarım. İçi altın yaldızlı ve dış tarafı fevkalade sanatkarhane işlenmiş gümüş savatlı ve dörtgen şeklindeki hazır sigara tabakasını ise Ordu karargahına giderken bavulumdan çıkarıp ilk defa kullanmaya başladım.

Diyarbakır'dan Ergani Madeni'ne hareketimiz günü hava soğuk olduğu için Paşa, kürklü kaputunu giymiş ve elleri eldivenli olduğu halde otomobille şehirden ayrılarak yola devam ettiği esnada;

- Çocuklar kolayınızda sigara var mı?

Demek suretiyle gösterdikleri arzuya karşı, hemen arkadaşlarından önce davranarak bahsettiğim tabakayı cebimden çıkarıp:

- Buyrun Paşam

Dediğim zaman Kumandan evvela açılmış bir vaziyette uzatılan ve aynı zamanda dikkati çeken tabakayı eline alarak baktıktan sonra:

- Şükrü, bu nereden ?
Hitabında bulunmaları üzerine;

- Paşam Anafartalar'a ilk ihraç hareketinde bulunup hezimete uğrayan düşmanın Lord Kitschener ordusuna mensup subaylardan ele geçirilmiş bir hatıradır. Lütfen kabul buyurmalarını istirham ederim, yolundaki dileğime karşı:

- Hele şimdilik dursun!

Diyerek sigara almakla iktifa buyurmuşlardı.


Atamızın Ziyaretine İlişkin Bazı Kareler








 



16 Kasım 1937 Tarihli Ulus Gazetesi
Maden, 15.11.1937
( Atamızın Maden'i İkinci Ziyareti )


(Hususi suretle giden arkadaşımız bildiriyor:) - Atatürk öğle yemeklerini, tabii manzarası ve plajlarıyla Elaziz, Tunceli, Diyarbakir gibi yazı sıcak geçen yerlerin bir sayfiye yeri olabilecek derecede güzel olan Gölcük'te yemişler ve trenlerinden inerek göl etrafında iki saat kadar devam eden tetkiklerde bulunmuşlar, alakadarlara bazı emirler vermişlerdir.

Atatürkün treni saat 14:10'da Maden'e varmıştır. İstasyonda Birinci Umumi Müfettiş ve Diyarbakır Valisi, Kaymakam ve Halk tarafından karşılanmışlardır.

Atatürk burada otomobille bakır madenleri ocaklarına kadar çıkmışlar ve tesisat,inşaat ve maden istihsali hakkında alâkadarlardan malûmat almışlardır.

Maden müdürü B. Şevket TURGUD senede on bin ton temin edecek ameliyat ve inşaat hakkında kendilerine izahat vermiştir. Toprak kısmı kaldırmakta olan cevherin bulunduğu sahadan kasabaya doğru yayan yürüyen Atatürk kendilerini alkışlayan halk arasından geçerek istasyona dönmüşlerdir.

Atatürk saat 15:20'de Diyarbakır'a doğru hareket buyurmuşlardır.

Atatürk 20 yıl önce Ordu Kumandanı olarak bulundukları Diyarbakır'a bugün şeref vermişlerdir. Kop Dağındaki emsalsiz ve büyük zaferi ile o zaman doğu vilayetlerini kurtaran Büyük Önderimiz Türk Milletinin kurtarıcısı olarak büyük tezahürlerle karşılanmıştır. Atatürk'ün trenleri saat 18'de Diyarbakır'a varmıştır.

Merasim yapılmaması hakkındaki emirlerine rağmen Büyük Önder'in geleceğini daha bir kaç gün öncesinden haber alan Diyarbakır halkı, büyük bir şevk ve heyecan içinde istasyona akın halinde gelmişler ve trenin muvasalatında Atatürk'ü büyük ve candan tezahüratla selamlamışlardır.

Atatürk trenden inerek halkın bu candan tezahürlerine iltifatla mukabele etmişlerdir.

Şehir baştan başa elektriklerle tenvir edilmiştir. Halk caddelerde sevinç tezahürleri yapmaktadır.

Diyarbakır emsali görülmemiş bir gece yaşıyor.

Umumi müfettişlik ve hududu dahilindeki vilayet valilieri, Muş valisi BB. Tevfik Sırrı, Van valisi Süheyl, Siird valisi Fevzi, Mardin valisi Halis, Bitlis valisi Rifat, Urfa valisi Kazım, belediye ve halkevi reisleri, encümen azalarından mürekkeb birer heyet vilayetler ve ayrıca Diyarbakır kazalarından kaymakamları reisliğinde birer heyet Atatürk'e tazimlerini arz etmek üzere Diyarbakır'a gelmiştir.


<< ATATÜRK'ün Maden'deki Görüntüleri >>
İzlemek İçin Play ( > ) Butonuna Basınız.

Maden için çok önemli olan bu olayı malesef bir çok hemşehrimiz bilmemektedir. Atamızın Türkiye'de ziyarette bulunduğu her ilde, ilçede hatta köyde bile ziyaretin yıl dönümleri şenlik havasında kutlanırken, bu tarihi ziyaretin şimdiye kadar gün yüzüne çıkmaması düşündürücüdür. (!)

Gerek Maden ve gerekse civar yerleşkeler için büyük öneriler düşünen Atatürk'ün, proje değerindeki bu fikirlerini unutturmak için midir, bilinmez vefatının 1 yıl öncesindeki yöremize ilişkin kayda aldırttığı hiçbir çalışma maalesef tamamlanmamıştır.

Günümüzün Hazar Gölü ( O zaman ki adıyla Gölcük ) yine maalesef Mustafa Kemal'in emrine uygun olarak Doğunun Yalovası yapılmadı ve ülke gündeminden hep uzak tutuldu.

Altında binlerce yıllık tarihi antik kent bulunan bir göl acaba bir avrupa ülkesinde olsaydı önem derecesi ve korunması Hazar Gölü'yle aynı derecede mi olurdu?

Mustafa Kemal ATATÜRK'ün memleketimiz adına çok önemli olan ve belki de kaderini değiştirecek "Doğu Üniversitesi Elazığ Maden/Jeoloji Akademisi" önerisinin yine dikkate alınmaması gerçekten de düşündürücüdür. Bu öneri dikkate alınsaydı maden kaynaklarımız daha bilimsel methotlarla aranır, işlenir ve çok uzun yıllar boyunca memleket menfaatleri nezrinde önemli kazanımlara vesile olabilirdi.


Kaynaklar
1- Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 2, 1915-1919 - Kaynak Yayınları
2- Ulus Gazetesi Arşivi, 15 Kasım 1937 Tarihli Gazete
3- 15 Kasım 1937 Tarihli Video (Lütfi ERGENE Arşivinden)
4- Devlet Arşivleri / Osmanlı Arşivleri 1933-1938


 
İlk Yayın Tarihi: 22.12.2006
 
Yazar: K.E.O.




30 Nisan 2002 Tarihli Günışığı Gazetesi


18 Kasım 2006 Tarihli Günışığı Gazetesi


İlk yayın tarihi: 01.01.2007
Yazarı: Lütfi ERGENE


ATATÜRK'ÜN MADEN'E GELİRKEN KULLANDIĞI BEYAZ TREN -




BEYAZ TREN

Yazan: A. Lütfi Balamir
(Emekli TCDD Müfettişi)


Büyük önderimiz ATATÜRK'ün yurt içi gezilerinde kullanmaları için 1935 yılında Almanya'da yaptırılan Beyaz Tren kompozisyonunun özelliği konusunda bugüne kadar detaylı bir yayın yapılmamıştır. Biz bu trenin teknik yönü ile, uygulama ile ilgili olarak o güzel günlere ait anılarımızı değerli Demiryolcu arkadaşlarımızın bilgilerine sunmayı bir ödev saydık.

Beyaz Tren 9 vagondan oluşmakta idi. Bunlar, ATATÜRK'ün Yemekli ve Yataklı salonları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Başyaverlik için bir salon, davetli Hükümet ileri gelenleri için iki Yataklı vagonla, bir Restourant, ayrıca iki adet II. mevki ile bir furgondan ibaretti ve hepsi de 4 dingilli idi.

Bu salonlardan ilk beş adedinin uzunluğu 21, ötekiler ise 19.6 metre idi. Vagon salonlar zamanın şartlarına göre pek tabiidir ki en modern ve teknik tesislerle donaltılmıştı. Her vagon Görlitz sistem ağır bojiler üzerine oturtulmuş, Ürdinger tipi tamponları, el ve hava frenleriyle donatımlı idiler.

ATATÜRK'ün yatak salonunun bir ucunda balkon şeklinde bir antre vardı. Antrenin pencereleri, çevrenin rahat ve panoramik görülebilmesi için gayet geniş tutulmuştu. Ön tarafta, öteki vagonlara geçit için bir kapı var idiyse de, bu geçit başkaları gibi körüklü değildi. Vagonun merdiven basamakları ise katlanabilir şekilde yapılmıştı.

Salonun iç duvarları Kafkasya cevizi, tavanlar açık renk abanoz ağacıyle kaplanmıştı. Ayrıca, salonda abanoz kaplamalı bir masa, epengle kaplı büyük bir koltuk ile başka daha küçük boy koltuklar bulunurdu. Pencere perdeleri sarı kırmızı enine kalın çizgili (Akilla) taftasındandı. Salonda bir radyo, iki elektrik prizi, üç zil çağırma duyu ile bir de telefon vardı.

Bitişiğindeki yatak odası bölümünde geniş bir yatak, duvarları hareli pembe gül desenli, tavanlar abanoz ile kaplıydı. Yine, kapanınca bir yazı masası olarakta kullanabilen, açıldığında içinde aynası olan tuvalet masası ile koltuklar vardı. Bütün madeni kısımları nikelajlı idi.

Vagonun havalandırılması (Wendler) hava emme cihazı ile çalışırdı. Vagon, trenin sofaj tesisatına bağlı ise de, ayrıca bir sıcak su kazanı ile de ısıtılabilecek şekilde tertibatlı idi. Elektrik donatımı iki akümülatör ve dinamolarla sağlanır, pencerelerinin önünde, arkaları sinek ve benzeri böceklerin içeri girmelerini önlemek için özel gazlı örtülü tahta jaluziler bulunurdu.

Yemek salonu 8 metre uzunluğundaydı. Ayrıca gardrop odası, yarım ve tam iki kompartmanı ve tuvaletler vardı. Duvarı palisander, tavan abanoz, gardropun duvarı meşe, yine abanozdan, dört kişilik kompartmanın duvarı maun, küçük kompartmanda duvarlar drape-maun, antre süt beyaz boyalı olarak yapılmıştı.

Tamamen açıldığında 5 metre uzunluğunda büyük bir yemek masası, büyük iki koltuk, bunlar mavi deri kaplı 16 küçük koltukla çevrili, burada ayrıca radyonun hoperlörü bulunuyordu. Salonun bir köşesinde möbleye uygun bir büfe, donatım yatak salonunkinin aynıydı.

Başyaver ile Sekreterlik vagonunda yatak yerine kullanılmak üzere 4 divan, komi ve benzeri yardımcı personel kompartmanı, tuvaletler ile yıkanma yerleri, ayrıca mutfak ile kiler vardı. Kilerde raflardan ayrı, bir de buzdolabı bulunmaktaydı. Vagonda lavabolu kompartmanlar, yazıhaneler, ayrıca küçük bir salonu vardı.

Öteki vagonlardan birinde küçük bir salon, diğerlerinde yataklı kompartmanlar vardı. Yemek salonu iki bölümdü. Mutfağın yanında üç ve dört kişilik dörder masa, büyük yemek salonunda ikişer kişilik bir sıra ve dörder kişilik olarakta 24 kişi için masalar vardı. Daha sonraki iki vagonda deri kaplama 8 kompartman vardı. Her kompartmanın ikişer kanepesi geceleri arkalıkları kaldırılınca dört kuşet oluşurdu. Tuvaletleri de olan bu vagonlar, furgonda olduğu gibi sofajla ısıtırdı. Bütün vagonlar dışı pencere alt sıra boyunca koyu lacivert, dış tavana kadar beyaza boyalı idiler. Bazı vagonların damlarında radyo anten telleri vardı.

Beyaz Tren Ankara'dan harekette Ankara personeli, Haydarpaşa'dan kalkışta da Haydarpaşa personelince yurdun neresine kadar gidilirse oraya kadar götürülür, dönüşü aynı personel yapar, Depo merkezlerinde kömür stoku ve bakım için sadece makinalar değişirdi. Bu trenler mutlaka ranforlu olur, bazen pilot olarak önden gönderilen özel tren de olurdu. Trenin tüm personeli tecrübeli, dikkatli, görevlerinde başarıları denenmiş olanlardan seçilir, kıyafetler temiz ve ütülü, lokomotiflerinde Makinistlerin, Garlara girerken beyaz eldivenle çalıştıklarını çok iyi hatırlarım..

Kömürle çalışan bu lokomotifler gayet temiz, bakımlı, sarı madeni kısımları pırıl pırıl, bölgelerinde çokluk Cer Müfettişleri kullanır, kontrol elemanları markizden pek inmezlerdi. Bu trenlerin furgonlarında V, I ve II Müfettişleriyle, bütün malzemeleriyle Telgraf ve Telefon Sürveyanları hazır bulunur, onarım ekipleri çantalarını sırtlarından çıkarmazlardı. Trenin seyrü-seferinde 501 no.lu Genel Emir uygulanır, Gar ve İstasyonların kasalarında saklı o aya ait gizli damgalı zarfların mühürlü mumları sökülerek açılır, parola öğrenilir, bir yardım gerektiğinde parolayı bilenler trene yaklaştırılır, Şube Şefleri sol kollarında kırmızı pazubend taşırlardı.

Yine, bu trenlere bölgelerinde Yol Kısım ve Şube Şefleriyle Tren Muayene Memurları, Kısım Hekimleri, faal servislerin Baş müfettişleri refakat ederler, furgonlarında seyyar telgraf ve telefon sandıkları emre hazır bulundurulurdu. İstasyonlar bir kaç gün önceden özel bir itina ile temizlenir, geceleri ellerinde lüks lambalariyle civar köyler halkı ATATÜRK'ü görebilme umudu ve heyecaniyle İstasyon peronlarında toplanır, güvenlik yönünden hatlar ve geçitler mahalli Jandarmalarca, şehirlerde Polis çevreyi kontrol altında tutardı.

O gün için trenin her uğrayacağı İl, İlçe ve Bucak'larda Vali, Kaymakam, Bucak Müdürleriyle Komutanlar, Belediye Başkanları, benzeri kuruluş yöneticileri ceketatay, frak, redingot veya siyah füme kumaştan, lastikotinden yepyeni elbiseleriyle treni karşılarlar, İstasyon binaları bayraklarla, geceleri donanma fenerleriyle donatılır, ATATÜRK o şehre inecekse anayollara, kavşaklara çeşitli süslemeli zafer takları yapılır, ATATÜRK'ün geleceği haberi herkeste mutlu, çoşkulu bir sevince yolaçardı.

O dönemin bir özelliği de; Valisinden komutanından, en en mütevazı köylüye kadar pek çoklarının göğüslerinde ATATÜRK'ün komutasında Kurtuluş Savaşı'na katılmış olmanın gururunu taşıyan kırmızı kordelalı İstiklal Madalyası'nın bulunuşu idi. Günümüzde artık, zamanla bu kişilerin azaldığından, ulusal günlerdeki törenlerde seyrek görünmektedirler.

ATATÜRK yurdumuzda, son turne gezilerini Ankara'dan 12.11.1937 günü saat 17:50'de kalkan Beyaz Tren'le önce, doğruca Doğu İllerine yapmış, Kayseri - Sivas - Diyarbakır - Elazığ - Malatya - Adana ve Mersin'e, oradan Konya'yı gece geçerek Afyon'a gitmişler, burada bir saat kalarak, Eskişehir üzerinden 21.11.1937'de, 23:30'da Ankara'ya dönmüşlerdi...


ATATÜRK'ÜN YURT GEZİLERİNDE KULLANDIĞI VAGONU

Atatürk'ün yurt gezilerinde (1935-1938) yılları arasında kullandığı Beyaz Tren'in özgün tek örneği olan vagon; Ankara Garda "Kurtuluş Savaşında Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi" yanında 1964 yılından günümüze sergilenmektedir. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 1991 yılında "Atatürk'e ait korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmiştir.

Vagonun teknik özellikleri:

Darası: 46.3 ton
Uzunluğu: 14.8 m.
İmalatçı firma: LHV Linke Hofmann-Werke, Breslau,1935



   
Vagon Ankara Gar içerisinde Atatürk Konutunun hemen yanında sergilenmektedir.

   
Salon ve dinlenme yeri - Taş plakların dinlendiği pikap ve radyo

   
Salondaki ahşap kaplama içinde bulunan gizli raf - Atatürk'ün özel eşyaları

   
Taş plaklar - Salonda toplantı masası ve Atatürk'e ait berger koltuk

   
Diğer vagonlarla iç haberleşmenin sağlandığı telefon ve rehber - Plakların özgün kutuları ile haberleşme telefon ve zil düzenekleri

   
Dinlenme bölümü. Satranç, tavla takımı ile panama hasırından koltukları - Atatürk'ün yatak odası

   
Bayan kompartımanı - Bayan kompartımanından ayrıntı

   
Banyo ve tuvalet





- ATATÜRK'ÜN MADEN'DE KULLANDIĞI OTOMOBİL -


1936 model Cadillac 80 serisi

Atatürk'ün Maden'de kullandığı bu otomobil halen Anıtkabir Müzesi 23 Nisan Kulesi'nde sergilenmektedir.

İlk Yayın tarihi: 22.04.2008
Yazarı: Lütfi ERGENE


15 Kasım 1937'den bugüne geçen 73 yıllık sürecin sonucunda 15 Kasım 2010'da da Mustafa Kemal Atatürk'ün Maden'i ziyareti anımsanmadı ve kutlanmadı.

05/04/1982 tarih ve 17655 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelik ile ilçelerde Mülki İdare Amiri'nin veya görevlendireceği bir kamu personeli başkanlığında oluşturulacak komite ile etkinliklerin tertiplenmesi ve bir şenlik havasında kutlamaların yapılması vurgulanmasına rağmen 72 yıllık ihmal bu yılda tekrarlandı.

Topraklarımızdaki bakıra yönelik yapılan çalışmaları incelemek amacıyla yapılan ziyaretteki ara duraklarda bile yıllardır kutlamalar yapılırken seyehatin amacı olan Maden ziyareti her nedense unutturulmaya çalışılıyor.

Bu hususta kanunen sorumluluk sahibi kamu personellerinin daha duyarlı olmasını beklemekteyiz.

Mustafa Kemal Atatürk'ün memleketimizi ziyaretinin 73. yıl dönümü kutlu olsun!


İlk yayın tarihi: 18.11.2010
Yazarı: Lütfi ERGENE

Sevgili Efe,

Bir eğitimci olmama rağmen, Ata'mızın Maden'e geldiğini, üstelik incelemelerde bulunduğunu ilk kez sizin titiz çalışmalarınız sonucu öğrenmiş bulunuyorum. Bu önemli olayın, tarihin gizli sayfalarına gömülmüş olması dikkat çekicidir. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bulunan, özellikle de bunca zenginliğe sahip olan kıymetli vatan toprağının değersiz hale gelmesi özel bir çabanın ürünü müdür, yoksa hayatın akışı bunu mu gerektirmiştir, açıkçası bilmiyorum. Bildiğim; 70 yıl sonra bütün Madenliler için çok önemli olması gerektiğine inandığım bu tarihsel gerçeğin tarafınızdan, büyük bir çaba, özveri, yetenek ve alın teri sonucu ortaya çıkartılmış olduğudur.

Elinize ve emeğinize sağlık. Harikasınız...

İlk yayın tarihi: 23.12.2006
Yazarı: Hatıra Tütüncü


Maden, kelime anlamı olarak düşünüldüğünde bile çok büyük değer olduğu anlaşılıyor. Atatürk gibi dahi bir önderin de bu değeri görmemesi mümkün olamazdı.

Bu gezinin zamanında çok önemli bir gezi olarak TC Devlet arşivlerine kayıtlanmıştır. Teknoloji ve bilgiyi zamanın şartlarına uygun olarak kullanmayı bilen, Maden gibi değer arz eden şirin memleketimiz için çok önemli olan bu ziyaretin oluşmasında emeği geçen büyüklerimizi rahmetle anıyor, şükranlarımızı sunuyoruz.

Siz genç kardeşlerimizi de oldukça titiz çalışarak bu konuyu bize ulaştırdığınız için tebrik eder, çok teşekkür ederim....


İlk yayın tarihi: 25.12.2006
Yazarı: Orhan Gök (Merhum)


Herkese Merhaba,

Cumhuriyet'in kuruluşunun ilk yıllarında Maden ve civarı ile ilgili verilen sözlerin yerine getirilmemesinin en önemli nedeni YÖRE HALKININ verilen sözlerin takipçisi olmamasıdır. Hepimizin bildiği, çok basit ama oldukça anlamlı bir söz var, ''Ağlamayan bebeğe mama vermezler''. Ne kadar da doğru değil mi?

Burada sorumluluğun o dönem Maden'de ki şehrin ileri gelenleri ve eğitimli sınıfında olduğunu düşünüyorum. Hiç kimsenin doğdukları ve doydukları bu kasabaya herhangi bir katkı yapmak gibi dertleri olmamış herhalde. Bilmiyorum yanılıyor muyum?1950'li yıllardan sonraki dönemde de çok değişen bir şey olmamış. Herkes cebini doldurup ortadan kaybolmuş bir şekilde.

Düşünebiliyor musunuz, yaklaşık 20.000 nufuslu bir ilçe var ve siz bu ilçede 20.yüzyıl sonunda bile ne temiz su sorununu ne de kanalizasyon sorununu hala çözememişsiniz. Bilmiyorum Maden'de şimdi her evde içme suyu varmı? Kasabanın kanlizasyon sorunu çözüldü mü? Bu nasıl olabilir? Ülke ekonomisine çok büyük katkıları olan EBİ malesef varolduğu toprakların bu kadar temel sorunlarını bile çözemedi. Tabi burada sözüm 100 yıllık bir süreç içinde Maden ve EBİ'de ki ileri gelenlere, bu dönemde söz ve yetki sahibi olanlara.

Saygılarımla

İlk yayın tarihi: 27.12.2006
Yazarı: Eyüp ÖZBAY



Sayın ORUÇ, her şeyden önce bu güzel çalışmanızı bizlerle paylaştığınız için teşekkürlerimi sunarım. Anadolu'nun 1880'lerden sonra bir çok özelliğini bağrında barındıran güzelim Bakır Maden'imizin yansımalarını, yazılı ve görsel olarak bizlere ulaştırdığınız için de şükran borçluyuz .

Bu yaşananlar, günümüzde tiraj endişesiyle kapitalist yapıyı benimsemiş basının gözündenmi kaçtı yoksa çıkarlarına ters mi düştü diye düşünüyorum.

Günümüz Türkiye'sin de resmi kutlamalar da bile Atatürk'ün anısına saygı gösterilmekte iken Cumhuriyet'i müteakip bizzat ilçemize olan ziyaretinin gizli kalmasına şaşırıyor ve üzülüyorum.

Ergani Bakır İşletmesi ziyaretlerinde bazı vasiyetler bırakabileceği düşüncesiyle, birilerinin bunu kasti olarak yaptığına inanıyorum.

Eskilerimizin deyimiyle, sebep olanlar utansın!...
Saygılar...


İlk yayın tarihi: 27.12.2006
Yazarı:Vural DEMİR

Hep konuşuyoruz ama Atatürk'ün Maden'e gelişini ve ziyareti esnasında beyan ettiği önerilerini bu site sayesinde öğrendim.

O günlerde bile çok değerli ve ülke refahı için gerekli olan Atatürk'ün tavsiyelerinin hala bazı kesimler tarafından anlaşılamaması ne acı!

Öğrenecek çok şeyimiz var, inancındayım.
Esen kalın.

İlk yayın tarihi: 29.02.2008
Yazarı: Nejat COŞKUN


Büyük kurtarıcımızın Maden'e yapmış olduğu ziyareti büyüklerimiz hayal-meyal hatırladıkları kadar anlatırlardı ama ben çocukluk yıllarımdan beri bu müstesna gün için Madende bir kutlama yapıldığını anımsamıyorum. Asıl geliş amacınında Madenle ilgili olduğunu bilmeme rağmen her nedense bu gün için Maden'de değilde, Diyarbakır ve Elazığ'da kutlama yapılmaktadır. Bu Maden'de de yapılamaz mıydı? Hatıralar, kutlandıkça canlılığını ve anlamını koruyabilir. Bu nedenle, Atamızın Maden'i ziyaret edişi ile ilgili böyle bir arşivi günışığına çıkaran başta Efe Bey olmak üzere katkısı olan herkese içten teşekkürler. Görüntü ve resim karelerinden etkilenmemek mümkün mü? Bence bu hatıranın canlı tutulması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır, Efe kardeşimiz gibi!
saygılarımla.

İlk yayın tarihi: 11.03.2008
Yazarı: Yunus Özel



 





Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 21

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3269679

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006