Ana Sayfa
Çocukluk Oyunlarımız
 Yaşadıgımız onca zamanın içinde, yaşantımızda başka bir kesit vardır; Çocukluğumuzda oynadıgımız oyunlar...


Geçtiğimiz Perşembe günü, yaşça bizlerden büyük olan ve aynı apartmanı paylaştıgımız, çocukken bakışlarından ürktügümüz ağabeylerimizden Serdar Keskin'in ziyaretinde bulundum. Geride kalan yaklaşık 30 yıla rağmen, sevgi dolu kucaklamasını ve Maden'in verdiği sevecenliği şimdilik bir tarafta saklayacağım, kimse dokunmasın, başkaları çalmasın diye...

Maden'den sohbet başlayınca, o dönemdeki anıları anlatıyorduk. Daha önce buradaki yazısında sözetmiş olduğu oyunları tekrar hoş bir sohbetle anlattı... O an gözümde, çocukken oynadığım oyunlar teker teker canlanmaya basladı ve çok duygulandım. Neredeyse iki gündür aklım o oyunlara takılı kaldı ve bizden sonraki kuşağın da oynadığımız oyunları bilmesi gerektiğini düşünerek bu yazıyı yazdım.

Gününmüz çocukları oyun denince bilgisayar oyunlarının dışında herhangi bir oyun bilmiyorlar. Ancak, bilgisayar oyunları deyin, bakın size neler anlatırlar neler...Oyunların tek tek adını, onun hakkında neler yapılması gerektiğini ,
tüyolarını harf harf biliyorlar. Başka yaşamları, başka keyifleri yok. Oysa toprağa eli yüzü değmemiş onca çocuk var...

Bir yandan da üzülmemek elde değil. Onları bu yaşama itenler kim ve geçmişte bizlerin onlara aktarması gerekenler nelerdi, hangi oyun nasıl oynanır onlara bunları aktaramız gerekiyor...

Hadi artık oynadığınız oyunları yazın..

Siz hiç ceviz oynadınız mı? Peki nasıl oynanır, kaç kişiyle oynanır...

Evden kış için ayrılan en sert cevizlerden kimse görmeden 5-6 tane alınır ve içlerinden en küçüğü seçilir. Bunu diğer cevizlere atıp değdirmek için kullanacaksınız. Bu cevizin de biraz ağır olması gerekir. Nasıl mı yapacağız;
Daha önceden ordan burdan buldugumuz zift parçalarını bir teneke kutuya koyar, 3 tane taşın üzerine bırakır ve altına ateş yakılır. Burada dikkat edilmesi gereken sey, ateşten zarar görmemektir. Zift, ateşin ısısı sebebiyle erimeye baslar, artık sıvı hale gelmeye basladığında düz tasların üzerine (biz onlara sal diyorduk) koyar, üzerine çok olmamak kaydıyla zift döker, soğumasını beklerdik. Soğuma gerçekleşince iki avuç içine alıp onu yuvarlardık. tam yuvarladıktan sonra bir gün bekletir, tamamen sertleşmesini sağlardık.Oynamaya hazır hale gelince, 3-4 arkadaş önce düz bir çizgi çizee, ondan yaklasık üçer metre aralıkla cevizleri dizer, çizgiden hazırladığımız ziftli cevizi, dizilen ilk cevizi vurmak için atardık. İlk cevizi vuran oyuna devam eder, sırasını ise diğer cevizleri vurmak için vurmayan arkadaşına devrederdi. Ceviz bitinceye oyun böyle devam ederdi.Oyun bittikten sonra kazanan kişi oyundaki diğer arkadaşlarına birer ceviz dağıtırdı. Bazen de uzun uzun oynadıktan sonra, bahçe duvarı üzerinde bu cevizleri kırıp yerdik...

Yazan: Ragıp TELÖREN
 



Daş Oyuni

Mektep tatil oldimi küçeler şenlenirdi
Oyun diye çocuhlar her delige girerdi
Oyun var eyletirdi
Oyun var egitirdi
Ele oyun da vardı ki
Hoş hoş eglendirirdi
Çocuhlar küçeleri karış karış bilirdi
Oyunların başında kafakarış gelirdi
Daş oyuni oldimi Yaşo başi çekerdi
Mahallede heç kimse özinen baş edemezdi
Gene oyun kurulmiş
Herkes yerini almişti
Sıra Yaşo'ya gelmişti
İfta geri çekildi
Sonra derbini yendirdi
Derbi yerini buldi
Gogo fırladı getti
Mahlenin çocuhlari hep birden ''errik!'' çekti
Korfistandan atmişti
Dıkidıkına urmişti
Millet fitili almıştı
Kimi bızot olmişti
Kimi zırtige kahmişti
Sıra saymağa gelmişti
''Kıç
Mıç
Kondura bıç
Onüç'' dedi
Ondördi diyemedi
Anasi özini çağırdi
İmanı başından getti
Hersini gogodan aldi
Bir tepik urdi
Arkadaşlarına döndi
''Hemam parasi olsun!'' dedi.

M. Kadri Göral, Küçe Kapısı, sayfa:73-74
 
 
Yazan: Lütfi ERGENE

 
Bir kaç ailenin biraraya geldiği uzun kış gecelerinde biraz da annelerimizin zoruyla oynadığımız bir oyundu. Bir de oynarken söylediğimiz bir tekerlemesi vardı sadece iki dizesini hatırladığım;
El el elpenek
Elden çıkar kelpenek
...
Annelerimizin zoruyla oynamamızın nedeni; oturarak oynanan, oynarken ayak altında dolaşmamıza neden olmayan bir oyun olmasıydı sanırım. Böylesine yaratıcılıktan uzak bir oyun daha yoktur kanımca...
Bu arada "elpenek" nedir, "kelpenek" kelimesinin uyak olması dışında bir görevi ve anlamı var mıdır bilmiyorum : )
...
Oynadığımız diğer oyunlarsa;
Dağ-şehir-nehir,
Haritacılık ( haritadan şehir bulma )
Aç kapıyı bezirgan başı,
Beş taş,
Cıs,
Yakan( r ) top,
Çizgi çizgi ( seksek )
İstop,
Pas ( ikili voleybol ),
İp atlama,
Evcilik,
Şarkıcılık ( ütü kordonuyla mikrofon yaparak )
Üstümüzü kirletme ve anne korkumuzu yendiğimiz ender zamanlarda da "çamur" oynardık. Şimdilerde oyun hamuruyla geliştirilmeye çalışılan el becerilerini doğaçlama olarak bu oyunla geliştirdik biz.
Okulculuk veya öğretmencilik ( bu oyunu hala oynamaktayım : )
 
Yazan: Hatıra TÜTÜNCÜ


Yazdiklarinizi okudukca beni tam cocukluk anilarima götürüyorsunuz. Elinize ve yüreğinize saglik.

Damlarda ve dar sokak aralarinda oynanan oyunlar

Lapi koko
Celik çubuk (çelik-çomak)
Göz yummaci (saklambaç)
Gazoz kapagiyla oynanan oyun
Hirsiz polis gibi oyunlarida oynardik.
Yazan: Mehmet Zeki UZAL





Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 28

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3269679

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006