Ana Sayfa
Elazığ Ferrokrom Fabrikası
 Elazığ Ferrokrom Fabrikası


-- Japon teknolojisi ile 1971 yılında kurulmaya başlanan Elazığ Ferrokrom Fabrikası 1976 yılında ikmal edilmiş ve 1. fırın 1977 yılında, 2. fırında 1978 yılında üretime açılmıştır.

Proje maliyeti 211.6 milton T.L. dir.

Bu tesisin kuruluş öyküsü de, Etibank eski Genel Müdürlerinden Münir Tanyeloğlu tarafından şöyle özetlenmiştir:

Elazığ Ferrokrom Tesisi teşbbüsü ele alındığı vakit, alışılageldiği üzere, evvela Krupp'dan bir teklif istenir. Fakat kısa bir müddet sonra batı Almanya'nın Ankara Büyükelçisi, M. Tanyeloğlu'nun ziyaretine gelerek, ''Siz Elazığ'da bir Ferrokrom Fabrikası kurmak üzere Krupp'dan teklif istemişsiniz. Bu teşebbüsünüz doğru değildir. Siz Ferrokrom üretmeye başlarsanız bize Krom Cevheri ihraç etmez olursunuz. Hem de rekabete başlarsınız. Bunlar ise dostluğumuza gölge düşürür'' der.

M. Tanyeloğlu da ''Bir pastayı yalnız bir kişi yer ötekiler yutkunarak seyrederse bunda devamlılık ve dostluk olmaz Dünya Ferrokrom ve Çelik tüketimi yıldan yıla % 5 artıyor. Bu artıştan bizim de pay almamız lazım. Hiç üzülmeyin, sizin Krom Cevheri ihtiyacınızı da karşılamaya devam ederiz. Kromit yataklarımız fazlasıyla yeterlidir. Karşılıklı menfaatlere dayanan bir dostluk daha uzun ömürlü olur'' cevabını verir. Bu söz üzerine Büyükelçi kıpkırmızı olur ve bir şey demeden ayrılır.

Krupp'dan ümit kesilince Japonlar'dan, 7-7,5 Milyon Dolar'lık bir teklif alınır. Müzakereler sonunda teklif 7 Milyon Dolar'ın altına indirilir. Bu bedel de ilk 2-2,5 yılı ödemesiz olmak üzere 7-8 sene vadeli ve % 6 faizli bir krediye bağlanır.

-- 1972 yılından itibaren Şark Kromları İşletmesi Müessesesi'ne bağlı bir şantiye olarak kurulmaya başlanan ve 1977'de üretime açılan Elazığ Ferrokrom Fabrikası, 4 Haziran 1982 gününden itibaren aynı Müessese'ye bağlı bir işletme haline getirilmiştir. Yılda 50 bin ton olan üretim kapasitesini 150 bin ton/yıla yükseltmek üzere bu dönemde yeni yatırımlara girişilmiştir. Yeni yatırım projesinin temel mühendislik hizmetleri 1981 yılında tamamlanmış, 1982 yılında da bir taraftan inşaatın, öte yandan Norveç ve Finlandiya'da Outokumpu firmasına sipariş edilmiş bulunan makina ve tesisatın ithaline başlanmıştır. Ana tesisin inşaatına ise 1983 yılında girişilmiştir. 1 Eylül 1987 günü tamamlanarak işletmeye açılması planlanmıştır.

Kaynak: Burhan Ulutan, Etibank, sayfa: 228, 280


Gizli Silah (Krom)

Bilindiği üzere Türkiye ll. Dünya Savaşı'na, 23 Şubat 1945 gibi çok geç bir tarihte katılmış olmasına rağmen daha savaşın atılan ilk mermisinden itibaren hammadde savaşlarının içindeydi. Çünkü zamanın savaş sanayilerini besleyen en hayati madde olan kromun ithalatçısıydı. Savaşın hemen başında 1939-1940 yıllarında üretilen kromun İngilizler 20 yıl süreyle tamamının satılması teklif edilmiş, ne var ki bu teklif karşı tarafın savaşla ilgili öngörülerinin zayıflığından olsa gerek kabul görmemişti. Bunun yerine iki yıllık bir anlaşma yapıldı. Almanların ise Balkanlardaki ilerleyişi devam etti ve Nazi ordusu sınırlarımıza kadar dayandı. İngiliz arşivlerindeki çeşitli belgelere göre Almanlar krom madenlerimize çoktan göz dikmişti. Bunun üzerine savaş diplomasisi içinde Alman işgaline karşı krom bir koz olarak kullanıldı ve Türkiye ile uğraşmamak bir bakıma savaşın erken safhalarında Hitler'in de işine geldi. Etkili Nazi Partisi üyelerinden Dr. Karl Clodius'un girişimleriyle 1941'in Ekim ayında krom ticaretini içeren bir anlaşma imzalandı. Ancak 1943 yılına kadar Almanya'ya bir gram krom satılmadı. Krom ticareti, İttifak Ülkeleri baskıları sonucu Almanlar ile ticari ilişkilerin tamamen dondurulduğu 2 Ağustos 1944 gününe kadar sürdürüldü.

Türkiye için, savaş sırasında başta krom olmak üzere üzüm, fındık, zeytinyağı gibi temel ihtiyaç ürünlerini satarak kazandığı paranın değerini korumak önem taşıyordu. Bunu başarmak altın stoklarını artırmakla mümkün olabilirdi. ABD ve Britanya'nın bilgisi dahilinde İsviçre bankalarında hesaplar açıldı ve satılan malların karşılığında sağlanan gelir altına yatırıldı. Tabii bu arada savaş da devam ediyordu ve ABD ile Britanya, Almanlara giden kromdan pek de memnun değildi. Almanlar, 1944 yılının Nisan ayında anlaşmayı uzatmak istediyse de Roosevelt'in İsmet Paşa'ya yazdığı ama hiç eline ulaşmayan uyarı mektubunun üslubunu daha da sertleştiren Amerikan elçisi Laurence Steinhardt, Türkiye'yi blokajla tehdit eden bir nota verdi. Sonuç olarak Türkiye bir yıl içinde hem Almanlarla ticareti noktaladı hem de ittifak güçlerinin yanında savaşa katıldı.

Daha savaş devam ederken Türkiye'nin yaptığı ticaret karşılığında kazandıklarını altına çevirmesi ve ülkeye taşıması ilgi uyandırdı. Nitekim İsviçre bankalarına giren altının birçoğu Almanya kaynaklı idi. Türkiye ayrıca uzun süre tarafsız ülke olarak kaldığından Almanların savaş esnasında gasp ettiği ve kaçırmak istediği altın ve mallar için muhtemel yerlerden birisi olarak görülüyordu. Ancak Türkiye, Birleşmiş Milletler'in kuruluşuna yönelik Nisan ayında toplanacak olan San Francisco Konferansı'nda yer bulmak ve BM'ye üyelik için 1 Mart 1945'e kadar tanınan İttifak Kuvvetleri tarafında savaşa dahil olma koşulunu da göz önünde bulundurarak Almanya'ya karşı savaş ilan etti ve tüm taşları yerinden oynattı.

kaynak=radikal gazetesi yayınları-GÖKHAN YÜCEL -17-09-2006
Yazar: Hakan Hüseyin ARMAĞAN

Gizli Silah (Krom)


Şark Kromları T.A.Ş.

Etibank'ın kuruluşunu izleyen günlerde ilk ele aldığı işletmelerin başında Şark Kromları gelir. Etibank Yönetim Kurulu'nun 1 Şubat 1936 Tarih ve 812 sayılı kararı ile Guleman Krom Yatağı'nın Etibank'a devri sağlanır ve işletme Müdürlüğüne Necit Behiç Erkin atanır. 2 Mart 1936 tarih ve 9 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile yatak işletmeye alınır. 19 Mart 1936 tarihinde işletme kadrosu tesbit edilir. Hemen tayinleri yapılan görevliler o günlerde yolsuz ve geçilmez sarp kayalarla dolu dağ tepelerindeki Alaca'ya giderler, 14 Mayıs 1936 tarihinde ilk kazma vurularak üretime başlanır. Bu sıralarda Alman Krupp Firması ile yılda 30 bin tonluk Krom satışı için anlaşma yapılması kararlaştırılmıştır. Yönetim Kurulu'nun 4 Mayıs 1936 tarihli kararı ile Genel Müdür'e anlaşmayı imza yetkisi verilir.

Bu gelişmelerden sonra 18 Mayıs 1936 tarih ve 14/3 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Banka Kanunu'nun 8. maddesinin E fıkrası hükmüne göre 350 bin T.L. sermayeli Şark Kromları T.A.Ş. kurulur. Guleman'dan Ergani Bakır İşletmesi'nin bulunduğu Maden İstasyonu'na Türkiye'nin o zamanki en uzun havai nakil hattı, Alman Pöhlig Firması'na 257 bin Alman Mark'ına ihale edilerek 9 ay içinde çalıştırılır duruma getirilir. Ayrıca, oldukça elverişsiz arazi durumuna rağmen 28 kilometrelik Guleman-Maden şosesi inşa edilir. İşletme için gerekli kompresör, jeneratör gibi vasıtalarla üretim hızlandırılır. Bu alınmalarla ilgili Yönetim Kurulu Kararının tarihi 16 Haziran 1936'dır.

Gerek Guleman, gerek o civarda sonradan imtiyazı alınan Soridağ ve yakındaki Krom Cevheri yatak sahaları dünyanın zengin yataklarından olduğu gibi % 48 olan tenörleriyle yüksek kaliteli cevherlerdir.

Kaynak: Burhan Ulutan, Etibank, sayfa: 117-118



...Savaş boyunca süren Türkiye ve Almanya arasındaki ticaret ve özellikle de Almanya'ya askeri stratejik bir madde olan Krom satışı, Müttefikler'in sert tepkilerine neden olmuştu.
.....
II. Dünya Savaşı öncesinde Türkiye'nin dış ticaretinde Almanya en ön sırayı alıyordu. Üstelik, Türkiye, gereksinim duyduğu sanayi ürünlerini Almanya'dan döviz ödeyerek değil, takas (kliring) yöntemiyle karşılıyordu.
.....
Ne var ki, Türk-Alman ticaretinde asıl sorun ''Krom'' konusunda ortaya çıktı ve çok ciddi sonuçlar doğurdu.. Krom, çeliğin güçlendirilmesinde, yüksek dayanıklı zırh yapımında, öteki çelik ürünlerinde kullanılan bir madde. Bu nedenle de ağır sanayideki önemi bir yana, savaş araç gereçlerinde, silah ve zırh yapımında yaşamsal ve stratejik olarak gerekli. Türkiye ise o yıllarda Krom üretiminde en ön sıradaydı. Dolayısıyla, Von Papen, Türkiye'den Almanya'ya Krom gönderilmesinin durdurulmasının savaşın gidişini kökten etkileyeceğini belirttiğinde haklıydı. Alman Büyükelçisine göre, Alman Dışişleri Bakanı Ribbentrop'un başlıca kaygılarından biri de Türkiye'den alınan Krom'un kesilmemesiydi.
.....
Gerçi Krom işi, savaşın başından beri Müttefikler'in hiç de iyi gözle bakmadıkları bir şeydi, ama gönderilen Krom tutarının artması tepkileri daha da yoğunlaştırıyordu. Roosevelt'in Stalin'e yolladığı şu mesaj konunun Müttefiklerce nasıl algılandığına bir kanıt oluşturur:

S.131/NO.178
18 Mart 1944te alınmıştır.
F.ROOSEVELT'DEN J.V.STALİN'E

Türk Krom'unun Almanya için öneminden çok etkilenmem nedeniyle Krom konusunda kişisel bir mektubu, bugün Başkan İnönü'ye uçakla yolladım. Mektubu, teslim etmesi için Ankara'da Elçi Steinhardt'a gönderdim. Benimle aynı fikirde olacağınızdan eminim, ancak bu hareketin almakta olduğunuz veya düşündüğünüz tedbirlere ters düşmesi halinde bunları bilmeme izin verin ki, bu mektubun teslimini durdurabileyim. Başkan İnönü'ye yazdığım mektubun metni şerhen şöyledir:

Hemen haftanın her günü sizinle konuşmayı istediğim birçok mesele vardır, keşke birbirimizden binlerce mil uzakta olmasaydık.

Bu anda, size Krom konusu hakkında yazmak istiyorum.

Farkında olduğunuz gibi Ruslar Nikopol'un (Niğbolu) ele geçirilmesiyle Almanları önemli Manganez kaynaklarından yoksun bırakmayı başardı. Birçok amaçla Türk Krom cevheri Manganezin yerini alabilir ve Almanların Nikopol'den gelen Manganezden yoksun kalmaları sonucunda Alman savaş üretimi için Türkiye'den sağlanacak Krom'un önemi artar.

Türkiye'den Almanya'ya nakli devam eden büyük Krom cevheri ikmallerinin şimdi Birleşmiş Milletler için derin endişe yaratan bir mesele haline gelmiş olduğu açıktır. Almanların Türk Krom cevherinden daha fazla yararlanmasından nasıl alıkonulabileceğine en iyi siz karar verebilirsiniz. Yaratıcı dehanızı bildiğim için bunun üstesinden gelecek bir yöntem bulacağınızı ümit ederim. Türkiye tarafından yapılacak, aslında dünyanın refahı için emsalsiz bir katkı niteliğindeki bu fırsatı tanıyacağınıza kuvvetle inanıyorum....

Bay Churchill'e de benzer bir telgraf gönderiyorum.
ROOSEVELT


Buna Stalin'in verdiği yanıt ise şöyleydi:

S.132/NO.179
STALİN'DEN ROOSEVELT'E KİŞİSEL VE GİZLİ

Türklerin Kromu Almanya'ya teslimi hakkındaki Türkiye Başkanına gönderdiğiniz mektubun taslağını zikreden mesajınızı almış bulunmaktayım.

Türklere yapılmasını tavsiye ettiğiniz önerinin olumlu sonuçlarından ümidimin az olduğunu söylemem gerekmesine rağmen, yapılmasının tam zamanıdır sanırım.

20 Mart 1944
STALİN


Bu gelişmeler üzerine İnönü, not defterine şunları yazmış:

5 Nisan Çarşamba
Numan (Menemencioğlu) - İngilizler'in Krom talebini anlattı. Gergin.

6 Nisan Perşembe
Numan-İngiliz Sefiri.
Krom gerginliği.

14 Nisan Cuma
Başvekille, Başvekalette görüştüm-Krom işi için.
İngiliz-Amerikan Notası.
Öğle yemeği-Başvekil, N. Menemencioğlu.
Uysal olacağız. Havayı düzelteceğiz.

20 Nisan Perşembe
Büyük Meclisde Krom beyanı.


Bu arada, 14 Nisan 1944'te Amerika ve İngiltere Büyükelçilikleri, Krom satışının durdurulması için birer nota vermişlerdi. 20 Nisan 1944 günü T.B.M.M.'nde Dışişleri Bakanı Menemencioğlu'nun yaptığı açıklama bu notaların sonucuydu. Menemencioğlu, Mecliste Almanya'ya artık Krom gönderilmeyeceğini bildirdi. Ancak, gönderme işlemi yine de 26 Mayıs 1944'e kadar sürdü...

Kaynak:Çetin Yetkin, Karşı Devrim 1945-1950, sayfa: 58-77)
Yazar: Lütfi ERGENE

 


Elazığ Ferrokrom Fabrikası ''babalar gibi'' satıldı...

1977 yılında üretime başlamış 150.000 ton/yıl yüksek karbonlu ferrokrom üretim kapasiteli, Elazığ ili Maden, Palu ve Dicle ilçelerinde toplam 11 adet kromit cevheri ve Elazığ ili Sivrice ilçesinde kuvarsit sahasına sahip olan tesisler Özelleştirme İdaresince, ETİ Krom A.Ş.'de bulunan %100 oranındaki kamu hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla Nisan 2003 tarihinde başlayan ihale sürecinde üç kez ihaleye çıkılmış, 4 Mayıs 2004 tarihinde 58 milyon 100 bin ABD Doları teklif veren iştigal konusu PVC olan Elazığlı Yıltaş firması (Keban Plastik) kazanmış ancak şirket ÖİB tarafından verilen uzatmalara rağmen Eylül ayına kadar ilk taksidini bile ödeyememiş, 14 Eylül 2004 tarihinde 2004/52 Sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı gereğince, ihalede 58.050.000-ABD Doları bedelle en yüksek ikinci teklifi vermiş olan ve maden-metalurji sektörleriyle ilişkisi Rusya'dan ithal ettiği kömürü paketleyerek satmaktan öteye gitmeyen Yıldırım Dış Ticaret ve Pazarlama A.Ş. ile satış sözleşmesi imzalamıştır.

Tesisler satıldığında stoklarında 400.000 ton ham cevher (işlenmeden 130 $/ton fiyatla satılsa 52 milyon ABD $ ), 20.000 ton yüksek karbonlu ferrokrom ( 30 milyon ABD $ yaklaşık 1500 ABD$Ton,,,) ve kasasında nakit 2.1 trilyon TL mevcuttur. Kısaca, burayı satın alan şirket elini cebine atmadığı gibi üstüne para da kalmıştır.

Özelleştirme öncesi yaklaşık 1500 çalışanıyla tam kapasitede üretim yapan tesisler, özelleştirme sürecinde kapatılmış, bir süre %30 kapasiteyle çalıştırılmış, çalışan sayısı 450 işçiye düşürülmüştür. Son olarak, tesisleri satın alan şirket çalışanları işten çıkarmış ve bu enerji fiyatlarıyla tesisleri çalıştıramayacağını kamuoyuna açıklamıştır.

Kaynak: http://metalurji....

(Not: Yokluğun, fakirliğin ve ucuz ölümlerin yaşandığı Maden Şehri'nin dağları üzerinden sadece 2004 yılında Devlet Hazinesi'ne tek kalemde giren nakit para tutarı 58.050.000-ABD Doları'dır...)

Elazğ Ferrokrom Fabrikası'nın temeli olan Maden Şark Kromları T.A.Ş.'den Kareler









(Şark Kromları Kefdağı Kromit Konsantratörü, Aralık 1977)

 

Yazar: Lütfi ERGENE
 






Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 4

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3265845

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006