Ana Sayfa
Mavi Tel Dolabı
 
MAVİ TEL DOLABI.

 
Yoksa tüm çocukluğumda bana eşlik eden Mavi Tel Dolabı'nı tamamen unutmuşmuyum.Bu saatlerde kimileri dostlarını kimileri sevdalarını ben ise kaybettiğim horoz şekerinin suçlusu olarak ilan ettiğim Mavi Tel Dolabı'nı hatırladım.

Yenilecek her şey günlük üretilir ve tüketilirdi. Zaten beslenme alışkanlıklarımızda belirli soğuk bir ortamda beklemesi gereken narin yiyeceklerde yoktu. Kahvaltıda mütemadiyen babamın tercihi şöyledi çorba ya da varsa dünden kalan bulgur pilavı. Pilav bekledikçe şahane olurdu. Beklerken bozulmazdı, salam gibi narin değildi, 0 derecenin altında kurumuyordu. Anneye gelince o zaten ne olsa yerdi, biz çocuklar çökelek dürümü, arada bir haşlanmış yumurta, zeytin, birde sınırsız çay tüketirdik. Çünkü henüz bizimkiler çocukların çok çay içmesi sakıncalıdır diyen uzman hekimlerle ekranlar aracılığı ile tanışmıyorlardı. Öğle yemeğinde ne bulduysa yiyen ev halkı akşam yemeğinde annenin yokluktan var eden müthiş yeteneklerine hayran, aynı tastan kaşıkla ayran içip aynı tabaktan yemek yerdik. Henüz beslenmede kişiye özel tabak kültürü yaygın değildi.

İşte böylesine bir çocuklukta yiyecek adına her ne varsa kendi raflarında saklayan Mavi Tel Dolabı haklı olarak büyük bir öneme sahipti. Güven veren, güçlü bir ahşap kokusu vardı, sıradan bir ahşap kokusuyla asla karışmayan. Belkide onun kokusunu böylesine özel kılan içinde büyük bir özenle saklanan mis kokulu yiyeceklerdi. Meyve niyetine insanoğlu yalnızca elmayı biliyordu o vakitler. Kivi, muz gibi meyvelerin bilim dünyası tarafından keşfine henüz zaman var sanıyorduk ve mandalina-portakalın yalnızca yılbaşlarında veya okulda yerli malı haftasında durumu iyi olan arkadaşlarımızın sayesinde yiyebiliyorduk. İki Petibör bisküvinin arasına sıkıştırılarak yenilen lokumlar eve tahta kutuda, bisküviler karton kutuda geliyordu ve geldiği gibi anne tarafından istenirse kilitlenen Mavi Tel Dolabına konuyordu.

Kalbinin içinde böylesine zengin bir menüyü saklayan Muhterem Dolap etrafa yaydığı bu müthiş kokularla doğal olarak ben ve kardeşlerim için tam bir çekim merkeziydi. Abim böylesine riskli, elma aşırmak gibi tehlikeli işlere giremeyecek kadar uysaldı, en küçüğümüz henüz zihninde kurgu dünyası gelişmediği için pasifti ve dolayısıyla tüm tehlikelerine karşın evin çocuklarını annenin belirlediği zamanlar dışında beslemek bana ve benim küçüğüm uğura kalıyordu. Elimizde değildi, elmanın kokusu bizi kendine çekiyordu. Mavi Tel Dolabı ise olup bitenlerin sessiz tanığı oluyordu ve gizlice bize gülümsüyordu her zaman.Aklıma Yeni Gelmişti Gülümsemesi Çünkü Unutmuştum.

Tüm Unutulmuşlar Gibi.
ARPAMEYDANI ,DOSTLUĞU ,ARKADAŞLIĞI ,KOMŞULUĞU ,KİRVELİĞİ,SAYGIYI VE MADEN'İ UNUTTUK.

Yazan: Hakan Hüseyin ARMAĞAN





Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 17

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3269680

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006