Ana Sayfa
Kaderi Göçle Yoğrulmuş Diyar: Arpameydan
Arpameydanı, 1792'de Erganimadeni Hinterlandı'nın sahip olduğu bakır ve altın madenlerini düzenli işlemeye yönelik imparatorluğun çeşitli yerlerinden gelen ailelerin yaptığı taş evlerle oluşturulan Maden'deki ilk kalıcı yerleşke alanıdır. Bölgede güvenliğin sağlanması ve kentleşme adına gerekli teşkilatların oluşturulması Arpameydan merkezli olarak Maden'i gözde bir kent haline getirmiştir.


Fotoğraf: Arpameydan Mahallesi - 1930'lar

Onlarca farklı iş kolundan esnaflığın, ticaretin, kültür, sanat ve mimarinin göz doldurduğu bu güzide yerleşke, uzunca bir dönem çam ormanlarının katledilmesi ve yer altı kaynaklarının sadece ekonomik kaygılarla özverisizce çıkartılması Arpameydan yerleşkesi civarında ciddi boyutlarda doğada tahribata sebep olmuştur. Özverisiz madencilik faaliyetleri, 1960ların sonlarında bu güzide yerleşkeyi istimlakla tarihe gömmüştür.



Fotoğraf: Arpameydan'da Düğün Alayı - 1960'lar


Aşağıda yer alan basın arşivi analizi ile bu süreç gün yüzüne çıkartılmıştır.  

 
5 Haziran 1953 tarihli Uluova Gazetesi


Maden Kazasının Arpameydan Mahallesinde heyalan var

İlimizin kazalarından olan Maden'de Arpameydan Mahallesinde tabii bir heyelan vuku bulmaktadır. Burada sakin vatandaşlara Valimiz yakın alaka göstermekte, Devlet Bakanlığı nezdinde yapılan temaslarla bu vatandaşların daha tehlikesiz bir mevkiye nakli iskan müdürlüğü yolu ile istenmektedir. Ancak bu Mahallenin sakinleri şöyle bir fikir de ileri sürmektedirler;

Arpameydan Mahallesinde kıymetli maden mevcuttur, hükümet bu madeni satın alıp parasını bu mahalle halkına vermesini ve vatandaşların istedikleri yerde yerleşmesi istenmektedir. Her iki teklif Bakanlıklarla Vilayet yolu ile sunulmuştur...


 


30 Nisan 1953 tarihli Elazığ Gazetesi

Valimiz Hıfzı Ege Maden'e gitti

Dün saat 2 sıralarında Valimiz Hıfzı Ege Maden'de Arpameydan'daki heyelandan olan çatlakları görmek üzere beraberlerinde Ankara'dan ilimize gelen Jeolog bayan Semra Bahaç ve Bayındırlık Müdürümüz Halil Talay ile Maden'e gittiler.


 


18 Haziran 1953 tarihli Uluova Gazetesi

Vali ve Mebuslarımız Maden'deki Heyelan Bölgesine Gittiler

Gazetemizin evvelce de hassasiyetle üzerinde durduğu Maden İlçesi'nin Arpameydan'ındaki heyelan hummalı bir vaziyet arz ettiğinden dün Valimiz Hıfzı Ege ve mebuslarımızdan Ömer Sanaç, Suphi Ergene Maden'e giderek tetkiklerde bulunmuşlardır. Heyelana maruz kalan Arpameydanı'nın bir kısmı tahliye edilmiş, şu anda 27 hane ilçe içerisinde başka yere iskan edilmiş ve diğer hanelerin iskanı da düşünülmektedir. Memleket ve kazalarımızın yakından bütün dertleri ile meşgul olan, memleketimizin her derdini kendi derdiymiş gibi bilerek her an kıymetli görüşleriyle memleket için çalışan kıymetli Valiye, Mebuslarımıza Madenliler namına minnet ve şükranlarımızı sunarız.
 



 
3 - 7 şubat 1967 tarihli Sabah Gazetesi nüshaları


KENDİ KADERİNE TERK EDİLEN BİR İLÇE: MADEN

Yazan: Macit Ergene

Tarih: 3 Şubat 1967

Dünyanın en yüksek tenörlü cevher yataklarına sahip olan

Maden'in Coğrafi Durumu

Bu yazımızda, Doğu Anadolu Bölgesi'nin İktisadi yapısında mühim bir rol oynayan Ergani Bakır İşletmesi ile MADEN KASABASI'ndan bahsedeceğiz.

Konuya girmezden önce kasabanın tarihçesine, coğrafi durumuna ve Ergani Bakır İşletmesi'nde istihsal edilen bilister bakır ile memleketimize sağlanan gelir miktarına kısaca temas etmeği faydalı bulduk.

Ergani Bakır İşletmesi, 1939 yılında MADEN kasabasında kurulan bir ETİBANK müessesesi olup, memleketimizin en kârlı bir iktisadi devlet teşekkülüdür. Yıllık bilânçosu her yıl 100 milyon liranın üstünde bir kârla kapatılır. Cevherinin zenginliği ile Dünyanın en yüksek tenörlü cevher yataklarına sahip bulunan MADEN Kasabası ise, Elazığ İlinin ufak ve fakat en zengin bir kasabasıdır. Elazığ - Diyarbakır karayolu ile Malatya - Kurtalan demiryolu üzerinde kurulan bu ufacık kasaba, Doğu Anadolu'nun en eski kasabalarından biridir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Diyarbakır vilâyetine bağlı bir sancak merkezi olan Ergani Maden'i, Cumhuriyetin ilânından bir yıl sonra vilâyet olmuş ve bilahare 1927 yılında Elazığ İline bağlı bir kaza merkezi haline getirilerek MADEN ismini almıştır.

Kasabanın Coğrafi Durumu

İç Doğu Toros Dağları'nın eteğinde, Elazığ'a 75 Km. mesafede bulunan Maden Kasabası, çukur ve dağlık bir arazi üstünde kurulmuştur. Kasabanın etrafında 300 metreyi aşan dağlar yer alır. Leylö adı verilen bir dere kasabayı yukarıdan aşağıya doğru ikiye böler. Derenin güney kısmında kalan mahalle, kasabanın en eski mahallesidir.

Memleketimizde büyük bir kavis çizdikten sonra Basra Körfezi'ne dökülen Dicle Nehri, bu kasabanın 20 Km. batısında bulunan Gölcük Gölü ile Hoşrik Çayı'ndan doğar. Kasabanın belediye hudutları dâhilindeki nüfusu 10.200 dür. Bu rakkam kasabaya bağlı 42 köyle beraber 32 bin'e yükselir. Kasaba halkı geçimini hayvancılık ve ziraat yapmakla sağlar. Ziraata müsait olan köyler Behermaz Ovası, Malatya - Kurtalan demiryolu üzerinde bulunan Gölcük gölünden başlar ve 18 köyü içerisine alarak güneye doğru dar bir şerit halinde uzanır. Ovanın en büyük hususiyeti; sulak ve alüvyonlu topraklara sahip olmasıdır. Bu bereketli topraklarda her türlü ürün kaldırılır. Bilhassa fasulye en fazla kaldırılan ürünler arasındadır.

Kasabanın Yerleşme Durumu

Maden Kasabası çukur ve dağlık bir arazi üstünde kurulduğu için yerleşme güç şartlar altında yapılmaktadır. Taş ve topraktan inşa edilen evler, dağ yamaçlarına doğru basamaklar halinde yükselir. Bu toprak evlerde ortalama olarak ikişer aile barınır.

Kasaba 8 mahalleden ibaret olup, en eski mahallesi, Arpameydan Mahallesi'dir. Arpameydan Mahallesi'nin bu günkü durumu, yazımızın ağırlık merkezini teşkil edecektir. Şöyle ki;

Ergani Bakır İşletmesi'nin dekapaj sahasına çok yakın bir mesafede bulunan bu mahalle cevher ocaklarında yapılan dinamit ateşlemelerinden dolayı büyük sarsıntılar geçirmiş ve mahalle 20 sene içerisinde 6 metre aşağıya doğru kaymıştır. Zaman zaman vuku bulan bu çökme ve sarsıntılar sırasında 12 ev yıkılmış ve yüzlerce ev de oturulamayacak hale gelmiştir. Mahallenin tahliyesi için 1950 yılından beri gerekli müracaatlar yapıldığı halde dikkate alınmadığı için, Arpameydan Mahallesi'nde oturan 2 bin aile mağdur durumda bırakılmıştır.

1954 yılında Bayındırlık Bakanlığı'nda çalışan Sema Babaç adındaki bir jeologun Arpameydan Mahallesi için verdiği bir raporda: ''Bu mahallenin iskâna müsait olmadığı ve derhal tahliyesinin gerektiği'' belirtilmektedir. Yine Bayındırlık Bakanlığı'nın 1954 yılındaki dosyaları incelenirse, Maden Arpameydan Mahallesi'nin tahliyesi için verilen raporlar ve bir başka yere nakli hususunda hazırlanan projeler kesin olarak görülür. Her nedense o zaman politika mevzuu olan bu tahliye işi daha sonraları örtbas edilmiş ve aradan 12 yıl geçtikten sonra, bu mahallenin Etibank tarafından istimlâk edilmesine karar verilmiştir.

-------------------------------------------------------------------------------------------

Tarih: 4 Şubat 1967

20 Senede 6 Metre Çöken

2 Bin Nüfuslu Bir Mahalle Tahliye Ediliyor

Etibank'ın 2,5 milyon liralık bir ödeme ile Arpameydan Mahallesi'nde yaptığı birinci istimlâkte 186 ev yıktırılmış ve 260 aile açıkta bırakılmıştır. 3 milyon tutacağı tahmin edilen ikinci istimlâk ise, önümüzdeki Mart ayından sonra yapılacaktır. İkinci istimlâk yapılıp, halen ayakta kalan 196 ev de yıktırıldıktan sonra, kasabanın en eski mahallesi olan Arpameydan böylece haritadan silinmiş olacaktır.

260 Aile Nereye Yerleşiyor?

Arpameydan Mahallesi'nde istimlâke tâbi tutulan 260 aile, şehrin 4 Km. dışında yerleşmeye mecbur kaldılar. Belediye tarafından Bahçelievler adı verilen bu yeni mahallede, halen 100'den fazla ev yapılmış ve 200 parsel arsa da peşin olarak satılmıştır. Bir dere kenarında bulunan ve jeolojik durumu çok bozuk olan bu bölgeye iskân müsaadesinin nasıl verildiği bilinmemektedir. Kasabanın ileri gelenleri, Belediye Reisinin bu işte bir çıkarının olduğunu iddia etmektedir.

Mart ayından sonra Arpameydan Mahallesi'nde yapılacak ikinci istimlâkte 196 ev daha yıktırılacaktır. Bu evlerde oturan 280 aile Belediye Reisinin tarif ettiği Bahçeli Evler Mahallesi'ne İskân edilmeğe muhaliftirler. Bunu önlemek için de Arpameydan Mahallesi'ni Koruma adında bir dernek kurulmuş ve gerekli çalışmalara başlanılmıştır. Bir müddet önce 300 imzalı bir dilekçe ile Elazığ Valiliği'ne müracaat eden 280 aile, Bahçeli Evler yerine, kasabanın 20 Km. batısında bulunan Gölcük Gölü kıyısına iskan edilmelerini istemişlerdir.

Arpameydan Mahallesi'nin Gölcük Gölü'ne nakli yeni bir mes'ele değildir. 1954 yılından beri bu mevzu üzerinde gerekli İnceleme ve araştırmalar yapılmış ve gerekli projeler bile hazırlanmıştır.

Etibank Arpameydan Mahallesi'nin Gölcük Gölüne nakli için gerekli yardımları yapacağını söylemektedir. Bu hususta 2,5 milyon liralık bir proje bile hazırlanmıştır. Bu müspet harekete karşılık, Hükümetin yardımcı olması beklenir. Şimdilik Hükümet'ten beklenen alâka şudur:

1 - Maden Arpameydanı Mahallesi'nin Gölcük Gölü kıyısına nakli için gerekli iskân müsaadesinin verilmesi ve 1954 yılında Bayındırlık Bakanlığınca hazırlanan projelerin bir daha gözden geçirilmesi.

2 - Gölcük Gölü kıyısında Hazineye ait bulunan 69.500 metrekarelik bir arazinin Arpameydan Mahallesi'ne ve Ergani Bakır İşletmesi'ne tahsisi.

3- Bu bölgede yaptırılmak üzere projeleri hazırlanan lojman ve sosyal binalar için Devlet Plânlama Teşkilâtının verdiği 1,5 milyon liralık yatırımın sarf müsaadesinin alınması.

Bu üç maddenin yerine getirilmesi halinde bu bölgede modern bir kasabanın kurulacağı içten bile değildir. Gölcük Gölü ve civarı zaten turistik bir saha olarak seçilmiştir. Turizm Bakanlığı da bu teşebbüse rahatlıkla iştirak edip, yardımları yapabilir.

Gölcük Gölü ve Civarının Durumu

Hazar Elektrik Santrali'ne gerekli suyu temin eden Gölcük Gölü, Doğu Anadolu 'nun en güzel bir sayfiye yeri ve önemli bir yerleşme merkezidir. Gölün doğu istikametinde Behermaz Ovası yer alır. Bölgenin diğer bir özelliği de bazı cevher yataklarına sahip olmasıdır. Ergani Bakır İşletmesi 3 yıl önce Gölcük Gölü ve civarında yaptığı bir araştırmada burada bir çok cevherlerin mevcut olduğunu tespit etmiştir. Bütün bunlardan sonra bir kasaba halkının Hükümetten yardım beklemesi elbette tabiî bir hak sayılır.

Meselâ; Elazığ için yaptırılması düşünülen bir sun'i gübre fabrikası var. Buraya yaptırılmasındaki mahsurlar neler olabilir? Hattâ Keban Barajı'nın İstimlâki içine giren Elâzığ Şeker Fabrikası'nın bile Gölcük Gölüne nakledilmesi söz konusudur.

-------------------------------------------------------------------------------------------

Tarih: 5 Şubat 1967

Memleketimizin en kârlı İktisadî Devlet Teşekkülü

Ergani Bakır İşletmesi

1939 yılından bu yana işletmeye açılan Ergani Bakır işletmesi Türkiye'nin en kârlı iktisadî devlet teşekkülüdür. Yıllık kârı 100 milyon liranın üstünde olan bu müessese, Etibanka bağlı diğer 9 işletme ve müessesenin toplamından daha kârlıdır.

Ergani Bakır İşletmesi'nin Gelişmesi

Ergani Bakır İşletmesi'nin gelişmesi, Maden'in Etibank'a devredilmesiyle başlar. 1936 yılının ilk aylarında tamamlanan bu devir muamelesinden sonra, işletmenin bütün tesisleri günün modern teknik imkânlarına göre hazırlanmış ve cumhuriyet devrinin ilk bakırı 23 Mart 1939 tarihinde akıtılmıştır.

Ergani Bakır işletmesi'nin bugünkü cevher rezervi 1966 sonu itibariyle 17.882.412 tondur. Yetkililer bu cevherin işletmeye 15yıl kâfi geleceğini söylemektedirler.

Son bir kaç yıl içerisinde yüksek tenörlü cevherlerin devamlı olarak işletilmesi, müesseseyi bir hayli güç durumlara sokmuştur. Yüksek tenörlü cevherleri işliyerek elde edilen istihsali rekor seviyede göstermek istiyen bu günkü idareciler, daha sonra bu hatalarının farkına varmış ve bunu telâfi etmek için fakir cevherleri muameleye tabi tutacak flatasyon ek tesislerinin inşasına başlamışlardır. Ancak tevsi tesislerine başlandığı sırada, bâzı teknik hesapların yanlış olarak yapılması, müeseseyi birkaç milyon zarara sokmuştur. Flotasyon tesisleri ikmal edildikten sonra, elde mevcut bulunan fakir cevherler işlenebilecek ve bu vesileyle bakır istihsalinde yüzde elli bir artış kaydedilecektir.

Cevher Yataklarının Durumu

Ergani Bakır İşletmesi'nin cevher yatakları Anayatak, Arpameydan ve Mihrap Cevher yatağı olmak üzere üç kısımda toplanmıştır. Ana cevher yatağı çok eski tarihlerden beri bilinen ve işletilen bir yataktır. Mihrap cevher yatağı ise 1955 yılında bulunmuş ve 5 senelik bir dekapaj faaliyetinden sonra 1961 yılında ilk cevher istihsali yapılmıştır.

Mihrap cevher yatağı, ana cevher yatağının 1 Km. batısında ve Arpameydan cevher yatağının hemen yanı başında yer alır. Bu yatak, 1955 yılına kadar bilinmemekteydi. Ancak, Zahit Temeltaş adında bir maden mühendisi, Mihrap dağında zengin cevher yataklarının mevcut olduğunu iddia etti, ve jeologların "Mihrap dağında cevher yoktur" diye verdiği raporları hiçe sayarak bu bölgede sondaj faaliyetlerine girişti Maden üstünden artırdığı para ve şahsî gayretleriyle Mihrap Dağı'nda iki ay çalışan bu mühendis, çok geçmeden kendi iddiasını doğruladı ve Mihrap Dağı'nda zengin cevherlerin mevcut olduğunu ortaya koydu. Bu kıymetli eleman halen Murgul Bakır isletmesi'nde müessese müdürü olarak vazife görmektedir.

Arpameydan cevher yatağının durumu kesin olarak bilinmemektedir. Fakat her gün biraz daha gelişen dekapaj ve sondaj faaliyetlerine göre, bu yatağın da diğerleri kadar zengin olduğu anlaşılmıştır. Maden'in cevher yatakları hakkında tanzim edilen yüzlerce rapor mevcuttur. Fakat bunların hiç birisi hakikate yakın değildir. Helke adında bir Alman jeologu kasabanın cevher yatakları için verdiği bir raporda bu günkü cevher yataklarının birer peyk olduğu ve esas yatağın bilinmediği iddia edilmektedir. Bu rapordan sonra Kasaba civarında arama faaliyetine girişen Ergani Bakır İşletmesi, Kısabekir ve Gezin mıntıkalarında bazı cevher yataklarının mevcut olduğunu tespit etmiştir. Eğer bu nazariye gerçekleşir ve aranan ana yatak bulunursa, Ergani Bakır İşletmesi bir asır daha işleyecek ve böylece memleketimiz büyük bir servete kavuşmuş olacaktır. Aksi takdirde, elde mevcut olan 17.882.412 ton cevher rezervi işlendikten sonra bu faaliyet sona erecek ve kasabanın iktisadi hayatı da felce uğrayacaktır.

Ergani Bakır İşletmesinde üç vardiya üzerinden 3200 işçi çalışmaktadır. İşçilik tediyeleri, işçilere rasyonel çalışmaları mukabilinde verilir. Bu günkü duruma göre bir işçiye ödenen günlük yevmiye, pirim, fazla mesai ve sosyal masraflar dâhil 40 TL. 'sidir. Bu suretle Maden Kasabası'nın ve muhitinin iktisadiyatını koruyan bu fabrika, Doğu Anadolu Bölgesi'nin de iktisadî durumunda da mühim bir rol oynamaktadır.

-------------------------------------------------------------------------------------------

Tarih: 6 Şubat 1967

Maden'in Tanınışı ve Cevher İstihsali

Maden'in tanınışı çok eski tarihlere dayanır. Elimizde mevcut olan tarihi belgeler Maden'in Milattan 2 bin yıl önce Asurîler devrinde kurulduğunu göstermektedir. Kasaba kuruluşundan buyana birçok jeolojik değişikliklere uğramış ve çeşitli kavimlerin istilası altında kalarak değişik medeniyetlere sahne olmuştur. Kasabanın zengin cevher yatakları önce Asurîler, daha sonra 12'nci asrın başlarında Araplar tarafından işletilmiştir. Samsun ve Gümüşhane dolaylarından göç edip bilahare maden kasabasına yerleşen bir takım aileler bakır istihsaline başlamış ve bu faaliyeti bir asır sonra Osmanlı Hükümeti'ne terk etmişlerdir.

Cevher İstihsali ve Tarihi Malûmat

Bakır cevherleri ilk zamanlarda çok iptidai usullerle işletilirmiş. Bu arada yalnız yüksek tenörlü cevherlerden istifade edildiği için fakir cevherler terk edilir ve böylece kitlenin büyük bir kısmı tahrip edilirmiş. Yapılan araştırmalara göre cevher yataklarının işletilmesine 17'nci asrın ortalarında ehemmiyet verilmiştir. Bu tarihlerde Samsun ve Gümüşhane civarından gelip, Maden'e yerleşen 50 kadar madenci aile kendi hesaplarına kara bakır istihsalinde bulunmuş ve kazançlı olduğu için bu çalışmayı devam ettirmişlerdir. Bu arada Gümüşhane'den gelen ve Hacı Mustafa adıyla tanınan bir zatın çok usta bir madenci olduğu söylenmekte ve o günkü filika ocakların onun tarafından kurulduğu belirtilmektedir.

Bakır Cevherleri eski tarihlerde kazma ve kürek marifetiyle elde edilirmiş.

Mağaralardan küfelerle dışarı çıkartılan cevherler daha sonra, amele sırtında bir kalhaneye taşınır, ev filika adı verilen ocaklarda odunla eritilmek suretiyle elde edilirmiş. İşletme ameliyesinin uzun yıllar bu şekilde devam etmesi, Maden Kasabası'nda bulunan ormanları tüketmiş ve bölgenin coğrafi cephesini de tamamen değiştirmiştir.

Bugünkü Durum

1939 yılına kadar iptidai şartlarla işletilen cevher 28 yıldan beri modern ve teknik usullerle işletilmektedir. Ergani Bakır İşletmesi'nin Anayatak ve Mihrap yataklarında cevher kitlesinin örgüsünü teşkil eden 40-70 metre kalınlığındaki toprak tabakası ekskavatörlerle kaldırılmakta ve vagonetlerle cevher kitlesinden uzaklaştırılıp, Water-Jacket adı verilen fırınlara sevk edilmektedir. Esas izabe ameliyesi bu fırınlarda başlar. Cevher burada eritilip ve içerisinde % 42 nispetinde bulunan kükürt yakıldıktan sonra konverter adı verilen tesislerin yardımıyla bilister bakır elde edilir. Bu arada muhtevasında bakır bulunup ta, izabe yüksek fırınlarına verilemeyen fakir ve toz cevherler flotasyon tesislerine gönderilir, burada bazı muameleye tabi tutulduktan sonra % 25 tenörlü konsantre bakır istihsal edilir. Burada zenginleştirilen cevherler tekrar Water-Jacket fırınlarına gönderilir ve yüksek tenörlü cevher içerisinde eritilerek faydalı hale sokulur.

Ergani Bakır işletmesi'nin 1965 yılındaki bilister bakır istihsali 18.500 ton olmuştur. 1964 yılındaki üretim 18.181 tondur. Ergani Bakır İşletmesinin 1964 yılındaki dâhili ve harici bakır satışları 95.252.672 TL. iken bakır fiyatlarının anormal şekilde artması yüzünden bu rakkam 158.892.472. TL. sına yükselmiştir. İşletmenin 1966 yılındaki bilânçosu 200 milyona yakın bir kârla kapatılmıştır.

Bu arada şunu da tebarüz edelim ki; 1965 yılından sonra bakır fatlarının artması yüzünden Ergani Bakır İşletmesi'nin kaydettiği karı, müessese idarecileri kendi başarıları gibi göstermiş ve bunu basın yoluyla efkârı umumiye ye aksettirerek bir politika oyunu yapmışlardır. Esasta bir değişikliğin olmadığı gün gibi aşikârdır. İşletmenin son iki senelik çalışmaları kül olarak incelenir ve bu arada işlenen yüksek tenörlü cevherler göz önünde tutulursa, normal kârdan zarar bile edildiği söylenebilir.

Ergani Bakır İşletmesi'nde Sosyal Durum

Müessese, kendi bünyesindeki sosyal faaliyetleri iyi bir anlayışla ele almıştır. İşletmede çalışıp da kasaba dâhilinde aileleri bulunmayan işçilere, işçi yatakhanelerinde yer verilmekte ve istirahatları en iyi şekilde temin edilmektedir. Ayrıca her işçiye 750 gramlık bir ekmekle 3500 kalori üzerinden üç öğün yemek bedelsiz olarak verilmektedir. İş saatlerinin dışında işletme Sineması'nda her hafta içtimai, kültürel filmler gösterilmekte ve böylece işçilerin eğlence ihtiyaçları karşılanmaktadır.

Sağlık İşleri

Memur ve işçilerin sağlık durumları ile yakından alakadar olunmakta ve bunların gerekli tedavileri parasız olarak yapılmaktadır.

Spor

Ergani Bakır İşletmesi'nde "Bakırspor Gençlik Kulübü" adıyla bir spor teşkilâtı kurulmuştur. Burada genç işçilere bir spor öğretmeninin nezaretinde basketbol, voleybol, atletizm, su sporları ve sair hareketleri gösterilir. Su sporları için kasabanın 20 Km. batısında bulunan Gölcük Gölü'nden istifade edilir. Ayrıca burada büyük tesisler de yapılmıştır.

Teknik Kurslar

İşletmede çalışan işçilerin bilgilerini arttırmak ve onlardan daha iyi bir şekilde istifade edebilmek gayesiyle mesleki kurslar verilir. Kursların birinci kısmında; okuma yazma bilmeyenlere okuma yazma öğretilmekte, ikinci kısımda ise işçiler, umumî ve teknik bilgilerle teçhiz edilmektedir. Bu kurslarda başarı gösteren gençler daha sonra, isletmenin çırak atölyelerine verilip buradaki tatbiki bilgilerle kalifiye işçi haline getirilmektedir.

-------------------------------------------------------------------------------------------

Tarih: 7 Şubat 1967

Ergani Bakır İşletmesinin Cevheri Tükenirse

MADEN'DE HAYAT 15 SENE SONRA FELCE UĞRAYACAKTIR

Ergani Bakır İşletmesi, Maden Kasabası'nın hayati fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Kasabada oturan aileler, bu işletmede çalışan 3 bin işçinin yarısından çoğunu Madenli kimseler teşkil eder. Diğerleri ise civar köylerden gelen köylülerdir. Köylülerin işletmede çalışmak üzere kasabaya akın etmesi, muhitin ziraatına büyük bir balta vurmuştur. Müessese idarecileri bu durumu göze almaksızın, köylü vatandaşları devamlı olarak işletmeye kaydetmeleri, maalesef iyi sonuçlar vermemiştir.

Ergani Bakır İşletmesinin son hazırladığı raporlara göre, cevher rezervi 17.882.412 bin tondur. Yıllık cevher sarfiyatına göre bu rakkam, işletmenin 15 yıl çalışmasına kâfi gelecektir.

15 Yıl Sonra Ne Olacak?

Elde mevcut bulunan cevherler işletildikten sonra, Ergani Bakır İşletmesi'ndeki faaliyetin büyük bir kısmı sona erecektir. O zaman yüzlerce işçinin işine son verilecek ve işletme faaliyeti başka yerlerden getirilen cevherlerle bir müddet daha devam ettirilecektir. Bu arada şunu belirtelim ki, Ergani Bakır İşletmesi'nin cevher yatakları tükendiği gün, Maden Kasabası'nın hayatı da felce uğrayacaktır. Çok zayıf bir ihtimalle Ergani Bakır İşletmesi yarım asır daha çalışırsa, kasabanın hayatı yine garantiye alınmış sayılmaz. Zira yerleşme durumu müsait değildir. Kasabanın coğrafi durumundan bahsederken, yerleşme şutlarının çok güç şartlar altında yapıldığını ve kasabanın bir başka yere naklinin gerektiğini söylemiştik. Bu teklif bizim değildir. 1954 yılından beri bunun için çalışan Maden halkının teklifidir. Yetkililerin bu noktaya dikkatlerini çekmek isterim. Mart ayından sonra Kasabanın 2 bin nüfuslu bir mahallesi Etibank tarafından kasabanın içinde veya civarında iskân edilmeyi istemiyorlar. Onların isteği, Maden Arpameydan Mahallesi'nin Gölcük Gölü kıyısına nakledilmesidir. Gölcük gölü ve civarının durumunu incelerken, ziraata müsait bir yer olduğunu söylemiştik. Arpameydan Mahallesi'nin gölcük gölüne nakli meselesi 1954 yılında ele alınırken, bütün projeler mükemmel olarak hazırlanmıştı. Bu projelere göre; Arpameydan Mahallesi, Maden Belediyesi'nin Gölcük Gölü'nde açtığı bu günkü plajın yerinde kurulacak ve bilahare kasabanın nakli de yapılacaktı. Şehrin su ve elektriğinin bile nereden ve nasıl getirileceği düşünülmüştü. 1954 yılında hazırlanan bu proje ve plânlar maalesef bir politika mevzuu haline getirilmiş ve bu ciddi mes'ele bilahare ört-bas edilmiştir.

1954 yılında zamanın Devlet Bakanı olan Osman Kapani Maden'i bir ziyareti esnasında burası için "Oturulmaz bir yer" demiş ve tahliyesinin gerektiğini belirtmişti. Aradan 13 yıl geçtikten sonra bu mes'ele üzerine ciddiyetle eğilmek mümkündür. Kasaba halkı bu nakil işinde bütün maddi imkânların kendileri tarafından karşılanacağını söylemektedirler. Yalnız Hükümetin bir öncülükyapması bekleniyor. Gölcük Gölü kıyısına gerekli iskân müsaadesi verildikten sonra, çok kısa bir zaman içinde modern bir kasabanın kurulacağı işten bile değildir. Elazığ Valiliği'ne bu durum aksettirildiği zaman, bir kooperatif kurmak suretiyle mağdur durumda Maden halkına yardımcı olunacağı karar altına alınmıştı. Elazığ Valiliği ve Özel İdaresi bu mesele üzerinde ciddiyetle durmaktadır. Zaten Ergani Bakır İşletmesi, Gölcük Gölü kıyısında 2,5 milyon liralık bir inşaat yaptırmak üzeredir. Maden Kasabası Gölcük Gölü'ne nakledildikten sonra, Bakır İşletmesi'nde çalışan işçilerin gidiş ve gelişleri söz konusu olamaz. Zira Gölcük Gölü, Elazığ - Diyarbakır karayolu ile Malatya - Kurtalan demiryolunun merkezinde bulunmaktadır. Hatta, Maden ile Gezin istasyonları arasında bir banliyönün bile çalışması kabildir. Bu iki istasyon arasında bir banliyönün çalışması ayrıca külfet verici olmaz.

Bütün bu saydıklarımız Bayındırlık Bakanlığı'nın 1954 yılındaki dosyaları arasında saklı durur. Hükümetten beklenen alâkalardan birisi de bu dosyaların yeni baştan gözden geçirilmesidir.

Maden Kasabası Gölcük gölüne nakledilir ve buraya bir iki fabrika da kurulursa, Behermaz mıntıkası bütün özellikleriyle canlanacaktır. Doğu Anadolu'nun en önemli yerleşme merkezlerinden birisi olan Gölcük ve civarı gerek stratejik durumu ve gerekse zengin maden yataklarına sahip bulunması bakımından memleketimiz için parlak bir istikbâl vaat etmektedir. Hele, Keban Barajı'nın tamamlanması bu bölgenin canlanmasına hız verecektir.

Maden Kasabası var olmak veya yok olmak gibi iki çetin problemle karşı-karşıyadır. Eğer beklenen alâka gösterilmezse, Maden Kasabası'nın 15 yıl sonra diğer Anadolu köylerinden farksız olmayacağı aşikârdır.

Bugüne kadar ihmal edilen mes'elelerimizi bir yeni baştan düzenlemeli ve atacağımız her temeli iyiden iyiye düşünmeliyiz. Bir bakıma buna mecburuz da. İşte Maden Kasabası'nın durumu bundan ibarettir.


Benzer Başlıklar:
Arpameydan Mahallesi - (Anı yazısı)

 





Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 21

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3250340

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006