Ana Sayfa
Sömürü Şosesiyle Gelen Paşalık "Cemil Paşa"



19. yüzyıla girerken topraklarındaki dirayetini kaybeden Osmanlı İmparatorluğu'nda dış mihraklar korunmasız bölgelerde istedikleri misyonerlik ve sömürü faaliyetlerini yaparken güçlü aşiretlerin bulunduğu yerlerde kolay kolay hareket edemiyorlardı. 

Birçok dış ulus tarafından yakın markajda incelenen Ergani Bakırları, Ergani'de bulunan Gewran Aşireti sayesinde sömürüden olabildiğince uzak tutulmuştur. 

Osmanlı üst yönetiminde bulunan dış mihrak temsilcileri usul usul bu bölgeye odaklanıp Gewran Aşiretini alt edecek birini geçici olarak bölgeye kaymakam atamışlardır. Kaymakam olarak Ergani'ye (bugün kü Maden) gelen Diyarbekirli Cemil Efendi, "Ağacın kurdu ağacın içinden misali" Gewran Aşiretini saf dışı bırakarak tabiri caizse Maden'in, Alman Moltke'nin siyaseti doğrultusunda global sömürülme yolunu açmıştır. Ne hikmetse bu süreç Diyarbekirli Cemil Efendi'ye Paşa'lık ünvanını kazandırtmıştır!

Bu gelişmelerden sonra başta Almanlar olmak üzere birçok ulus tarafından ülkeleri menfaatine göre maden yataklarımız kullanılmıştır!

Şimdi bu süreci mevcut kaynaklar üzerinden gün yüzüne çıkartalım.




1287 (1870) Diyabekir Vilayet Salnamesi

ERGANİMADENİ KAZASI

Geçici Kaymakam: Cemil Paşa
Naibi: Mehmed Hilmi Efendi
Müftüsü: Mehmed Şükrü Efendi
Mal Müdürü: Mahmud Efendi
Tahrirat Katibi: Abdülhamid Efendi

İdare Meclisi
Reis: Kaymakam
Tabii Azalar: Abuş Efendi, Osman Ağa, Aleksan Efendi

Dava Meclisi
Reis: Naib
Seçilmiş Mümeyyizler: Yusuf Ağa, Ahmed Hamdi Efendi, Lamiyani Ağa, Deavi Katibi Zülfikar Efendi


Kimdir Cemil Paşa?

Ahmet Cemil Paşa 1837’de Diyarbakır’da doğmuş, 1902 yılında yine Diyarbakır’da vefat etmiştir. Gücünden korkulduğu için hep Yemen gibi uzak yerlerde görevlendirilmiştir. Diyarbakır’da uzun bir dönem etkin olan Cemil Paşazadeler çok geniş bir ailedir. 400 yıllık bir geçmişe sahip olan bu aile, bölgede ve Diyarbakır’da meydana gelmiş olaylarda etki sahibidir. Cemil Paşa ailesinden birçok aydın ve kültür insanı yetişmiştir. Bu yönü ile Diyarbakır’ın siyasi hayatında ciddi bir ağırlığa sahiptirler. Şeyh Sait İsyanı bastırıldıktan sonra ailenin tamamı sürgüne gönderilmiştir. Değişik yerlere sürgüne gönderilen aile mensupları, uzun yıllar sürgünde yaşamıştır ancak gittikleri yerlerde de çeşitli siyasi etkinliklerin ve örgütlerin içinde yer almışlardır.[6]

Torunu Esat Sezai Cemiloğlu anlatıyor...

''Cemilpaşa çok iyi bir eğitim görmüş. Kurt İsmail Paşa (onu) Siirt'e kaymakam yapmış. Mahalli lisan ve örf adetleri çok iyi biliyor ve ona göre hareket ediyor. Hani, Hazro, Lice, Piçar, Kulp, Silvan Beyleri'yle çok yakın alakası olduğundan Kurt İsmail Paşa, Ahmet Cemil Efendi'yi çok severmiş.

Bir gün kaymakamlar topluca müracaatte bulunuyorlar: ''Bizim ne gibi kusurlarımız var ki (Ahmet Cemil'i) bize tercih ediyorsunuz?'' (diyorlar). Kurt İsmail Paşa da ''Peki sizi imtihan edeyim. Diyarbekir'den Maden'e kadar yolu açacaksınız'' (diyor). Ahmet Cemil Efendi büyük oğlu Mustafa'yı on, on beş süvariyle ile Hani, Lice, Hazro, Piçar, Kulp, Silvan kazalarıyla Alıkan, Sinıkan, Receban, Reşkotan, Raman gibi aşiretlere haber gönderiyor. Her onbeş günde bir, onbeşer kişi kazma, kürek, tahra ve baltalar ile, onbeş günlük yiyecekleriyle birlikte Diyarbekir-Maden yolunu açacaklar.

Diğer kaymakamlar da ileri gelenlerden işçi istiyorlar. Onlar da her biri beş-on kişi veriyor ama arkası gelmiyor.

Yol patika yol, ancak bir hayvan geçebiliyor. İşe başlıyorlar. Yirmibeşer metre mesafe ile başlıyorlar çalışmaya. Onbeşi ağaç kesiyor, onbeşi kesilen meşe ağaçlarını kenara taşıyor, onbeş kişi de yerleri tesviye ediyor. Bu şekilde kısa zamanda yollar açılıyor. O zaman Kurt İsmail Paşa, Ahmet Cemil Efendi'yi paşa yaptırıyor...''
[3]
------

Bu hadiseye ilişkin Dicle Üniversitesi'nden Dr. Halis Özer'in "1869 Yılında Diyarbakır Şehrinden Umur-u Nafıa Haberleri" başlıklı çalışmasına bakıyoruz. [5]

*Diyarbekir Gazetesi,12 Ağustos 1285 (24 Ağustos 1869), S.4, s.1-2. 

Nefs-i (Mardin) kasabasında bir rüşdiye mektebi yapılması zımnında canib-i vilayetten vaki olan emr ve tebligata muvafakatla Şehidiye Medresesi ittisalında memurin ve sair ashab-ı hamiyet canibinden hizmet-i müftehire olmak üzere arz olunan iane-yi nakdiye ile kargir ve muntazam olarak mekteb-i mezkurun inşasına başlanmışdı. Emr-i inşa hitam bulmak üzere olduğu istihbar kılınmışdır.

Liva-yı mezkur mülhakatından Cizre kasabasında dahi Süleyman Bey medresesi ittisalinde kezalik memurin ve ahali-i iane-i fahireleriyle bir rüşdiye mektebi inşa edilmişdir. Saye-i maarifvaye-i hazret-i mülükanede şu mekteblerin vücuda getirilmesi dahi Zat-ı vala-yı vilayetpenahinin ikdamat-ı meşkureleri ve mutasarrıf paşa-yı muma ileyhin himmet-i menhudeleri asar-ı cemilesindendir.

Diyarbekir sancağına muzaaf Siverek kasabasında rüşdiye mektebi bulunmadığı cihetle orada dahi bir rüşdiye mektebi inşaası zımnında ahali-yi mahalleye arz arzu eylediğinden kasaba-i mezbure derununda vaki ve mekteb ittihazına elverişli olan bir hane mübayaa ve akçası memurin vesair ashab-ı hamiyet taraflarından hizmet-i müftehire olarak tesviye olunmuşdur.

Siverek kaimimakamı izzetlu Behram Paşanın Siverek tarikının tesviyesi emrinde himmet-i fevkaladesi müşahade olunduğu gibi şu mektebin tedarik ve mübayaası hususunda dahi himmet-i meşkuresi görülmüşdür.

Saye-i muhsenat-piraye-i hazret-i şehriyaride Mamüretü’l Aziz, Maden, Ergani ve Çermik kasabalarında ve kasabat-ı sairede dahi birer rüşdiye mektebi derdest-i inşa olduğu istihbar kılınmış ve henüz tafsilat-ı kafiyeye dair evrak-ı resmiye vürud etmemiş olduğundan iş’arat-ı resmiye derdest edildikçe tafsilatı ve bu babda vukua gelen ianeler keyfiyatı gazetemizle neşr ve ilan olunacakdır.

(Diyarbakır) ile (Ergani Maden) i arasında vaki olub onaltı saat imtidadı olan tarikin pek bozuk ve müteassirü’l mürur olması ve tarik-ı mezkur hem dersaadetin caddesi ve hem de şu vilayetin en işlek yolu bulunmasıyla bunun dahi şose olarak yaptırılması ehem göründüğünden vali-i esbak devletlu Mustafa Paşa hazretleri zamanında mübaşeretle ( Diyarbekir) in Dağ Kapısından Seyran Köşkü nam mahalle ve Şilbi karyesinden dahi öte tarafa doğru iki koldan bir saate karib mahalle yaptırılmış ise de nakl-i muhacirin ve sair bu gibi gailelerin araya girmesiyle ikmaline muvaffak olunamayub kalmışdı. Müşarun ileyh hazretleri zamanında bırakılmış olan mahalden bed’ ile geçen sene yirmi iki dakikalık mahalli yaptırıldıktan sonra kış gelerek bakiyesi bu seneye bırakıldığından mukaddemce ikmaline mübaşeret olunmuş ve (Ergani Maden) kasabasından dahi bir kol olmak üzere beru tarafa doğru tesviye-i tarika başlanmış olub fakat Maden ile (Ergani) kasabası arasındaki tarik gayet iniş ve yokuş olduğundan bunun araba işlemesine salih olacak derecede tesviyesine bir suret verilmesi mümkün olamadığı cihetle bizzarur eski tarikın terkiyle aşağıdan dolaşdırılarak mücedded bir yol yapdırılsa her ne kadar buudiyeti tarik-ı atika nisbetle fark eder ise de iniş ve yokuştan kurtulup yüzde sekiz metrodan ziyade irtifaa tesadüf etmeyeceği ve bu takdirce araba istimali de mümkün olacağı ınde’l keşf anlaşıldığına mebni o tarik ihtiyar olunarak iki buçuk mah-ı mukaddem inşasına başlanmışdı. Meclis-i idare-i vilayet azasından olub emr-ü inşaya memur olan ve Muvakkaten (Maden) Kaymakamı bulunan izzetlü Cemil Paşanın eser-i ikdamatı ve mühendis ve memurin-i sairenin sa’y_ü gayretleriyle şimdiye değin yapılmış olan yol (Maden) den bir canibe doğru iki saat mikdarı imtidad etmiş ve (Diyarbekir) cihetinden inşa edilen kol dahi Üç Kapular nam mahalle takarrüb eylemiş olmağla bimennihi teala şu iki tarikın ahd-i karibde birbirine ittisali içün saye-i mehasinvaye-i mülükanede vilayetce pek aşurı sarf-ı mesai olunmakdadır. Tarik-ı mezkurun mümerrinde ve (Diyarbekir) e dört saat mesafede vaki Deve Geçidi denilen nehrin kış mevsimlerinde tuğyanıyle mürur u ubur mümkün olamayub yolcular zaruri iki saat kadar yolu uzatarak Şerbetli tarikıyla gidüp gelmeye mecbur olduklarından masrafının amele ciheti usulü üzere ahali-i mükellefeye ve mimar ve gereç mesarıfı daire-i belediyeye ait olmak üzere nehr-i mezkur üzerine bir köprü inşası kararlaştırılarak bundan bir buçuk mah-ı mukaddem anın dahi inşasına başlandı. Divan-ı Ahkam-ı Adliye Nazırı mehasin müessiri devletlü Cevdet Paşa hazretleri birinci numaralı gazetemizde münderec olduğu üzere (Diyarbekir) rüşdiye mektebi içün eserhame-i maarif-i allameleri olan tarihden altmış cild ihsan buyurdukları misillü dokuz kıta dahi (Haleb) vilayet-i celilesi haritasından ihsan ve irsal buyurmuşlardır. Müşarün ileyh hazretlerinin şu lütf-u alileri de muttasıf buyuruldukları haslet-i celile-i maarifperveri-i devletleri asar-ı celilesinden olmağla bunun içün dahi memleketce arz-ı şükraniyet kılınır.

İşbu şehr-i cumadiyel ahiranın beşinci Cuma günü (Ergani) maden kasabasının ilerüsüne nüzul eden barandan oradaki nehrin taşması cihetiyle sel gelüb Maden harklarını yıkmış ve zikr olunan harkların tamiri zımnında mahallince teşebbüsat-ı lazimeye ibtidar olunmuş olduğu işarat-ı mahaliyeden anlaşılmışdır.




378. Servet-i Fünun Dergisi Kapağı[2]
Cemil Paşa

Torunu Vedat Günyol anlatıyor ...
...

"1911 yılında 6 Mart günü Fatih'te dede konağının denize bakan üst katında ete kemiğe bürünmüşüm. Ahmet Vedat adıyla da görünmüşüm. 

Babam Ali Fikri ömrünü kaymakamlıkta geçirmiş, özellikle de Diyarbakır kazalarında. Dedem de adliye müsteşarı. Hatta bir ara artık hangi padişah olduğunu bilmiyorum, bir ara şeyhülislamlık yapmış. Babamın ailesi Arnavutluk'tan geliyor, köküm dışarıda bir bakıma. Annem de Diyarbakır'da Kürt Cemil Paşa'nın kızı. Babam Paris'e kaçıyor bir ara. Sonra geliyor, Diyarbakır'a sürülüyorlar. Diyarbakır'da vilayette mektubi kaleminde görevlendiriyorlar. Orada annemle evleniyor. Anneannem Çerkez. Görüyorsunuz karma ekonomi gibi benim yaşamım." 

Dedesi Kürt Cemil Paşa'nın önemli bir mal varlığı olduğunu (32 köy gibi) ama bunlardan hiçbirinin kalmadığını belirtiyor. 

Valiliklerde bulunmuş benim dedem. Uzun zaman Hicaz ve Yemen'de valilik yapmış ve anneannemin anlattığına göre ayda bir çuval gelirmiş içi altın dolu. 4 tane kodaman karısı var. Onun dışında bizimkiler sıradan. [1]

Fotoğraf: Cemil Paşa Konağı (Solda) [6]




Cemil Efendi'nin koltuk uğruna civar köylere saldığı korku ve baskı üzerinden zorla yaptırdığı yol ona Paşa'lık payesi getirdi ama bu yol sayesinde altın, gümüş, bakır, krom başta olmak üzere önemli zenginliklerimiz sorgusuz sualsiz, hesapsız ve tutarsızca Almanlar başta olmak üzere dış mihraklara tepside sunuldu. Bu tespite yönelik Kazım Karabekir'in anılarından bir bölümü paylaşmak yerinde olacaktır.

...
Henüz yapılmakta olan bir sondajdan çıkan bir parçayı Alman iş çavuşu bir cemile olmak üzere bana verdi. Buna Alman mühendis dehşetli kızdı ve herife ağır sözler söyledi. Ben parçayı hemen cebime attım. Mühendisin sözlerini anlamamazlıktan geldim. Bu parçayı şimdiye kadar topladığım malumat ve müşahedelerime dayanarak yazdığım bir raporla doğruca harbiye nezaretine gönderdim. Bu raporda, sondajların Almanya'ya kaçırıldığını, bunun önünü almaları lazım geldiğini de bir mütalaa şeklinde yazdım.[4]

...
32 Köy ve her ay gelen çuval dolusu altın ve para ... 
İşte memleketimin kara gerçeği !
 
 
Kaynaklar
[1] Vedat Günyol'a Ait Demeç - Erişim Tarihi: 21.08.2009
[2] Servet-i Fünun Dergisi 378. Sayı - Erişim Tarihi: 09.08.2009
[3] Malmisanij, Diyarbekirli Cemilpaşazadeler, Avesta Yayınları, s. 22-23
[4] Kazım Karabekir, Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik, sayfa: 29-46 
[5] 
Dr. Halis Özer'in "1869 Yılında Diyarbakır Şehrinden Umur-u Nafıa Haberleri" - Erişim Tarihi: 11.12.2014
[6] Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi - Kültür ve Turizm Dairesi Başkanlığı - Erişim Tarihi: 11.12.2014




Araştırma Kategorileri
Twitter - @bizmadenliyiz
Son Eklenen Fotoğraf
Ziyaretçi İstatistiği

Aktif  Online Ziyaretçi : 28

Toplam Ziyaretçi Sayısı : 3253339

İlk Yayın Tarihi :   06.12.2006