Başlığı Görüntüle
|| Madenliyiz.Biz Platformu || :: Sosyo-Kültürel Hayat :: Hazar Gölü
Burada Olan Üyeler: 1 ziyaretçi
 Başlığı Yazdır
Hazar Dağı Gölsüz , Hazar Gölü Cansız Kalmasın.
Maden
#1 Mesajı Yazdır
Mesaj Tarihi 24-03-2007 14:27
Kullanıcı Avatarı

Yönetici

Toplam Yazı: 181
Üyelik: 16.12.06

Hazar Dağı Gölsüz, Hazar Gölü Cansız Kalmasın

Tek tanrılı dinlere kaynaklık etmiş kutsal kitaplar dört nehirden, ama sadece dört nehirden söz ederler. Bu nehirler Dicle, Fırat, Aras ve Kura nehirleridir.

Bu dört nehirden ikisi çok önemli uygarlıklara hem kaynaklık hem de ev sahipliği yapmaları açısından kayda değerdirler.

Hemen anlaşılır oluyor ki; sözü edilen iki nehir Dicle ile Fırat'tır. İkisi bir oldu mu, dağlar da, ovalar da önlerinde selama durur. İkisinin araya aldığı bölge çağlar boyu Mezopotamya olarak ünlenmiştir."Yukarı Hilâl" ya da "Bereketli Hilâl" olarak da bu bölgenin isimlendirildiği bilinenlerdendir. Her dönemde bir dolu önemli işe mührünü basmış Mezopotamya ve bu iki nehir. Bazen bacı, kardeş olmuşlar. Çoğu kez de iki sevgili : Dicle ve Fırat...

Ne hikmettir bilinmez bu iki nehre, hakareti de eziyeti de belki coğrafyası ve de doğası gereği Elazığ reva görmüş. Önce Elazığ önlerinde asi ve deli Fırat'a gem vurmuşlar. Adına da Keban baraj gölü demişler. Fırat nehrinin doğudaki dağlardan gümbürdeyerek akıp gelen coşkusu Elazığ önlerinde durulmuş, sükunete kavuşmuş. Sanki kimlik değiştirmiş bir baraja ödeştirilmiş koca Fırat.

Hazar Gölü yitirdiği mavi bayrağını geri istiyor.

Sonra sıra Dicle'ye gelmiş. Elazığ yakınlarında Maden dağlarının Maden çayı Hazar Gölü'nün en önemli kaynaklarından(dı). Ve daha da önemlisi Dicle'nin adeta kaynağıydı Hazar Gölü. Hazar Gölü Diyarbakır'la Elazığ arasında, Elazığ'a yarım saat uzaklıkta dağlar arasında bir göl. Binler yıldan bu yana bölgeye doğasıyla hayat veren bir tektonik göl, çöküntü gölü. Elazığ'a bağlı Sivrice ilçesi ile, Gezin beldesinin dışında 10 köy, 64 yazlık yerleşim amaçlı site ve 2000 konut, onlarca turistik tesis etrafında konumlanmış, Hazar gölünün. Gölün etrafındaki sürekli nüfus 15.000 civarındayken, yazın iki katına, hafta sonlarındaysa üç katına çıkıyor. Uzunluğu 23 kilometre, genişliği 5 kilometre olan göl aynı zamanda Türkiye'nin en derin gölü. Yakın zamanlara kadar da Türkiye'nin en temiz su kıyılarından kabul edildiği için mavi bayrakla ödüllendirilmiş.

Su altı arkeologlarının en çok ilgi gösterdiği göllerden biri Hazar gölü. Su altında yerleşim izleri yakın zamanlarda belgelenmiş. Gölün kara yolu tarafından yüzünüzü karşıdaki Hazar Baba Dağı'na çevirdiğinizde adeta sırt üstü uzanmış hamile bir kadın görüntüsü izleyenlerle göz teması sağlar. Hikayeye anlatı yön vermiştir. Ve anlatılarak inanca dönüşmüş bir halk efsanesi vardır, dilden dile dolaşan, oraya dair.

Derler ki o göl, göl olmadan evvel orada bir şehir varmış. Hamile bir kadın o şehirde hangi kapıyı çalıp su ve ekmek istemişse kapı yüzüne kapatılmış. Kadıncağız da oracıkta yığılıp kalmış. Ölmeden evvel de "Umarım sular altında kalırsınız" diyerek beddua etmiş. Yine derler ki; o kadının öldüğü gece Hazar şehri çökmüş ve göl olmuş. Kimseler de kurtulmamış. Kadınsa Hazar baba dağında şimdilerde de sırtüstü yatar, bir daha da uyanmaz olmuş.

Şimdi orası Hazar baba dağının eteğinde 1400 rakımlı bir göl. Halk arasında Gölcük ya da diğer adıyla Hazar Gölü. Sakın ola ki Öbür Hazar'la, yani deniz olarak da kabul edilen sınır ötesindeki Bahr-i Hazer'le karıştırmayasınız. Bu da bizim Hazar'ımız işte.

Hazar gölünün bir özelliği var. Elazığ, Diyarbakır, Urfa, Mardin, Batman ve Bingöl illerinin neredeyse Akdeniz'i. Nefes alma, soluklanma mekânı. Sırasıyla bütün meyvelerın Akdeniz'den bir ay sonra tüketicisiyle buluştuğu bir yer yüzü cenneti. Çilek, vişne, kiraz, erik, şeftali, elma ve illa ki Gezin fasulyesi. Bir de tadına doyulmaz göl balığı da cabası. Bütün bu coğrafyanın insanları birbirlerine göle gidiyoruz dediklerinde hemen Hazar gölü anlaşılır. Bölgede başka da göl yok çünkü. Bir tek Van gölü var, o da epeyce doğuda.

Hazar gölünün kaderi, Aral Gölü gibi olmasın.

Neden bu denli uzun bir girizgah yaptık diye sorulabilir, göl hakkında. Şimdilerde bir başka ah'la, ilenmeyle, sanki bedduayla karşı karşıya Hazar gölü. Belki de eski beddua bu kez tersine dönmüştür kim bilir. Koca göl suyuna doymuş hamile kadın yeniden suyu kaynağına mı gönderiyor dersiniz ! Hayır tabii ki, ince bir ironi bizimkisi. Emin olun bu işi rant karşılığı, ticaret namı hesabına başkaları yapıyor.

Son birkaç yıldır Hazar gölünün suları hızla çekiliyor. Çıplak gözle net olarak fark edilen bu su çekilmesi insan soyunun çıkar uğruna yarattığı bir felaketin habercisi sanki. O nedenle şimdilerde göl sâkinleri "Hazar gölü, Aral gölüne benzemesin" diye bez afiş asıyorlar. 1996 yılında Özelleştirme kapsamında 26 yıllığına satılan Hazar Hidro Elektrik Santrali 7 yıldır gölden su çekiyor. Ve bu su çekimi sonucu şimdiden gölün sığ noktalarında 300 metreye yakın çorak ve bataklık alanlar oluşmaya başladı bile. Doğanın kendi kavlince yarattığı güzellik, insanlık mirası hızla yine insan eliyle yok edilmeye çalışılıyor.

Elazığ Sivil İnisiyatifi, Hazar Gölü ölmesin diyor.

Ama devir, devran eskisi gibi değil elbette. Bilumum Elazığ'ın örgütlü kamuoyu şimdilerde teyakkuzda. Hazar gölü için 60 sivil toplum kuruluşu iki buçuk aydır hareket halinde. Elazığ Sivil İnisiyatifi'ni Hazar Gölünü Koruma Derneği koordinasyonunda örgütlemişler. Çevre illerin STK'larını da duyarlı davranmaya çağırıyorlar. Kendilerini ifade ederken de diyorlar ki, ilk defa Elazığ'da böylesine duyarlı bir sivil inisiyatif oluştu. Demek ki doğanın bu türden birleştirici bir vasfı da var.

25 yıl önce Hazar gölü kıyısı bakîrdi, çadır kurardık oralarda. Ekmeğimiz bile taksiyle Maden ilçesinden günde bir kez gelirdi. Göl köylüleri çok da haz etmezlerdi çadır kampingçilerden. Ama bu gün bir göl etrafında sosyologlar açısından araştırma yapılacak boyutta bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Artık ürünlerini yalnız yazlıkçılara değil, yıl boyu çevre illere, ağırlıklı olarak da Diyarbakır'a pazarlamanın örgütlenmesi içindeler.

Ve gölleri yok olmasın istiyorlar. 27 Temmuz günü Gezin beldesinde geniş katılımlı miting örgütlediler bilumum Göl sakînleri. Varlık nedenlerinin Hazar gölü ve doğası olduğunun bilincindeler. Diyorlar ki; "Rantiyeciler, elinizi mavi gölümüzden çekin, karanlığa razıyız." Değil mi ki, daha önce de aydınlık için bir dakika ışıklarını söndürmüş, ışıklarını karartmışlardı, sürekli aydınlık için.


Şeyhmus Diken
Çekül Vakfı Yüksek Danışma Kurulu Üyesi
E-Mail: seyhmusdiken@mynet.com

1 KASIM 2002 Tarihli Yankı İnfo Dergisi


:: Sitenin Sesi ::
 
Atlanilacak Forum:
Benzer Başlıklar
Başlık Forum Cevaplanma En Son Mesaj
Hazar Gölü'ne Yazık! Hazar Gölü 1 18-08-2010 09:09
Hazar gölünü uğur böcekleri bastı Hazar Gölü 1 13-05-2010 11:14
Hazar Gölü'nü koruma planı Güncel Haberler 1 03-05-2010 16:14
Hazar Gölü projesi Hazar Gölü 1 21-04-2010 10:27
Maden Dağı Dumandı - İzzet ALTINMEŞE Türküler-Şiirler-Masallar 4 16-02-2010 13:44
Sayfa oluşturulma süresi: 0.15 saniye Toplam Ziyaret : 890,239